DOLAR
45,3648
EURO
53,4078
ALTIN
6.886,48
BIST
15.050,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
22°C
Mersin
22°C
Açık
Cuma Çok Bulutlu
24°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    EMPERYALİZM

    Bilenler bilir ki buradaki yazılarımı oldukça kısa tutmaya, süslü püslü değil, yalın bir dil kullanmaya ve de anlaşılır olmaya özen gösteriyorum hep. Peki böyle yapınca sanatı önemsemez mi oluyorum? Asla. Zaten sanat herkes için anlaşılır olabilmek, kimisi içinse zor anlaşılır ve hatta hiç anlaşılmamak değil midir? Somut onlarca örnek verilebilir bu konuda.
    Gelelim şimdi en anlaşılır dille emperyalizme:
    Emperyalizm Fransızca kökenli bir sözcüktür. En açık anlamıyla bir devletin başka bir devlet ya da devletler üzerinde egemenlik kurması ve hatta toprağına el koymasıdır.
    O ülkenin ya da ülkelerin siyasetini, ordusunu, ekonomisini yönlendirmektir, kültürünü yozlaştırmaktır, yerüstü ve yeraltı kaynaklarına el koymaktır…
    Bütün bunları yapabilmek için de işbirlikçiler bulmaktır.
    Şu anda dünyanın bir numaralı emperyalist gücü Amerika’dır. Bunu bilmeyen yoktur zaten. Arkasından da kimi Avrupa ülkeleridir. Emperyalizm denilince gözler önüne bir serilen de Afrika ve Ortadoğu’dur. İşte Charles Bukowski’nin çarpıcı bir sözü, “Afrika’ya ilaç göndermeye karar verdik, ama hepsinin üzerinde “tok karna!” yazıyordu.”

    İşbirlikçiler olmasa bunların hiçbirisi kolay kolay olmaz aslında. Bu saldırgan üstün güçlerle işbirlikçilerin çıkarları ortaktır çünkü.
    Bu işin karşı boyutu ise yurtseverliktir. Tabi içi boş bir yurtseverlik değildir konu olan. İçi yurt sevgisiyle dolup taşarken yurdun yağmalanmasına susmamaktır, asla alkışlamamaktır.

    Bütün bunlardan sonra;
    Ben başka bir yurdun toprağına nasıl el koyabilirim?..
    Ben başka bir yurdun yağmalanmasına nasıl razı olabilirim?..
    Ben başka bir yurdun halkının yoksullaşmasına/sömürülmesine nasıl katkı sunabilirim?..
    Ben başka bir yurdun cahil kalmasına nasıl göz yumabilirim?..
    Bütün bunlara nasıl razı olabilirim, nasıl katkı sunabilirim, nasıl göz yumabilirim biliyor musunuz? O yurdun insanı olamazsam da, o yurdun insanını kendim gibi göremezsem ve de o yurdu kendi yurdum gibi düşünemezsem.
    Hani ünlü bir sözümüz var ya, “Kendisine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma!” İşte böyle…
    Ben köpeğe saldırırsam hak, köpek bana saldırırsa ölüm!
    Sevgiyle, sağlıkla, dünya kardeşliğiyle, saybanla…

    Yazarın Diğer Yazıları