“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.” Veya bir başka deyişle, “Unutkanlık insanlık halidir.” Bu sözü çok önemserim. Hem unutmak faydalıdır bir bakıma! Nasıl mı? Faydasız bilgileri, kötü düşünceleri hatta kötülükleri unutarak hafızamızda yeni gelişmelere, iyilik ve güzelliklere yer açmış oluyoruz. Hafıza deyince aklımıza sadece telefon ve bilgisayar hafızası gelmesin; insan hafızası kaç gigabyte bilmem ama sınırsız olmadığı kesin.
Gereksiz bilgiler zamanla hafızamızdan silinirken faydalı bilgilerin de aynı akıbeti yaşadığı olmuyor değil. Uzun yıllar arşivinizde, dosyalarınızda biriktiğiniz bilgi ve belgeler çoğalınca şöyle bir gözden geçirir, gereksiz gördüklerinizi çöpe atarsınız ama çok zaman geçmeden ona ihtiyaç duyduğunuz olur, keşke atmasaydım dersiniz. Unutmak böyle bir şey, insanlık hali!
“Bizim toplum balık hafızalıdır.” derler zaman zaman. Ben bu söze katılmıyorum. Balık hafızası; yaşadıklarını unutan, hatırlamayan, anlatılınca da “Hayret, demek bunlar olmuş!” dercesine “balık balık” bakanlar için söylenir. Böyleleri istisnadır bence. Bizim toplumumuzun hafızası kuvvetlidir, kolay kolay unutmaz. Geçmişten öyle örnekler verir ki ters köşe olur, şaşırır kalırsınız.
Balık hafızalı değiliz, unutmayız ama zamanla olayların küllendiği bir gerçek. Hep aynı acıyla, sorunla veya sevinçle yaşayacak değiliz ya! Hayat dinamiktir, değişkendir, yenilenerek devam eder. Dolayısıyla güncel olmayan bilgiler hafızanın bir köşesine atılır; bazen demlenir, bazen küllenir. Toplumsal hafıza da böyledir. “Küllerimizden yeniden doğarız.” dediğimiz şey bilgilerin güncellenmesidir. Küllerinden yeniden doğmak için şok eden bir gelişme, bir olay veya bir vesile olması gerekir. Tarihimizin derinliklerinde var olan, unutulduğu sanılan ama savaşa giden bir askere “Nereye?” diye sorulduğunda “Kızılelma’ya! Kızılelma’ya!” cevabını vermesi, hayretle karşılansa da toplumsal hafızanın bir gerçeğidir. Küllenmiştir ama unutulmamıştır.
Unutmamamız gereken olaylar, değerler ve şahsiyetler vardır. Mesela 2020 yılı itibariyle yaşadığımız, üç yıla yakın süren salgın gerçeğini unutmuş görünüyoruz. Ardından gelen deprem ve sel felaketini, çok yeni olduğu halde, unutmaya yüz tutmuş gibiyiz. Aslında unutmuyoruz. Alışıyoruz. Acılar hafifliyor, külleniyor. Hep aynı acı ile yaşayacak değiliz elbet! Ama yaşadıklarımızdan ders çıkarmalı, çıkardığımız dersleri unutmamalıyız.
Bir de dostları, dostlukları, yapılan iyilikleri unutmamak önemli. Tam burada çok kıymet verdiğim “vefa” kavramı devreye giriyor. Bunun, bizim için bir gönül sızısı olduğu gerçeğini söylemek zorundayım. Maalesef bu konuda nisyan ile malulüz. Allah vefalı insanlarla karşılaştırsın herkesi. Yaptığımız iyilikleri ise unutalım derim; belki gün olur baş kakıncı eder, hayrından oluruz. Kötülüklerse asla unutulmaz. Keşke unutabilsek; daha mutlu ve huzurlu yaşarız.
En önemlisi, milletimizin ve devletimizin varlığı ve devamlılığı noktasında mihenk taşı olan tarihi şahsiyetleri; büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını, Atatürk’ten sonra Türkçülük ve Türk Dünyası meselelerinin devlet ricalinde konuşulur hale gelmesinde çok önemli hizmetleri olan Alparslan TÜRKEŞ’i unutmamalıyız.
Allah hepsinden razı olsun. Ruhları şad olsun.
@kpınar 160423



