DOLAR
43,2642
EURO
50,8626
ALTIN
6.764,00
BIST
12.851,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Hafif Yağmurlu
10°C
Mersin
10°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Parçalı Bulutlu
12°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
11°C
Pazar Az Bulutlu
14°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C

Mehmet AKPINAR

İMBİKTEN SÜZÜLENLER

    TÜRKİYE’DE KAMU EMEKLİLİK SİSTEMİNİN YAPISAL BİR ANALİZİ

    Emeklilik sistemleri, yalnızca mali sürdürülebilirlik açısından değil, aynı zamanda sosyal adalet ve emek karşılığı ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Uzun süreli kamu hizmetinin, emeklilik döneminde gelir güvenliğiyle karşılanması, sosyal devlet anlayışının temel unsurlarından biridir. Türkiye’de 2008 yılında yapılan köklü sosyal güvenlik reformu sonrasında, özellikle uzun süre çalışmış kamu görevlilerinin emeklilik gelirlerinde belirgin bir düşüş yaşandığı gözlemlenmektedir.
    2008 yılına kadar kamu görevlileri, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında emekli aylığına hak kazanmakta idi. Bu sistemde:
    25 yıl hizmet süresi için aylık bağlama oranı %75,
    Her ilave hizmet yılı için %1 artış,
    Üst sınır %100 şeklinde hizmet süresini esas alan bir model uygulanmaktaydı. 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile bu yapı terk edilmiştir. Yeni sistemde aylık bağlama oranı, her yıl için %2 olarak belirlenmiş; böylece hizmet süresinin marjinal getirisi ciddi biçimde azaltılmıştır.
    2008 öncesinde göreve başlamış kamu görevlileri için “karma sistem” uygulanmaktadır.
    Bu yöntemde:
    2008 öncesi hizmet süreleri eski sistem,
    2008 sonrası hizmet süreleri yeni sistem esas alınarak hesaplama yapılmaktadır.
    Ancak bu yöntem, teorik olarak bir geçiş modeli olmasına rağmen, pratikte uzun süreli eski sistem kazanımlarının, daha düşük oranlı yeni sistem yıllarıyla aşağı çekilmesine yol açmaktadır. Böylece toplam hizmet süresi arttıkça, emeklilik gelirinde beklenen artış gerçekleşmemektedir. Bu durum, özellikle 30 yıl ve üzeri hizmeti bulunan kamu görevlileri açısından orantısız gelir kaybı üretmektedir.
    Mevcut uygulamada, uzun yıllar hizmet etmiş bir kamu görevlisinin fiilî aylık bağlama oranı, çoğu durumda %55–60 bandında kalmaktadır. Oysa aynı hizmet süresi, eski sistemde %85–90 oranına karşılık gelmekteydi. Bu fark, emeklilik maaşında: %25–30 düzeyinde kalıcı gelir kaybına, çalışma dönemi ile emeklilik dönemi arasında keskin bir yaşam standardı düşüşüne neden olmaktadır. Dolayısıyla yaşanan sorun, bireysel hesap hatalarından ziyade, istemin matematiksel kurgusundan kaynaklanmaktadır.
    Mevcut sistemde ek gösterge, unvan ve kariyer basamakları; 2008 sonrası dönemde emekli aylığına sınırlı etki etmektedir. Bu durum:
    Uzmanlaşma ve uzun hizmetin ödüllendirilmemesi,
    Kurumsal motivasyonun zayıflaması,
    Kamu personel rejiminde teşvik mekanizmalarının işlevsizleşmesi gibi sonuçlar doğurmaktadır. Emeklilik sisteminin, çalışma hayatındaki nitelik ve sorumluluk farklarını yeterince yansıtmadığı görülmektedir.
    Türkiye’de mevcut kamu emeklilik sistemi, mali sürdürülebilirlik hedefi doğrultusunda yeniden yapılandırılmıştır. Ancak bu yeniden yapılandırma sürecinde, uzun hizmet ilkesinin sosyal karşılığı yeterince gözetilmemiştir. Ortaya çıkan tablo şunu göstermektedir:
    Daha uzun çalışmak, emeklilikte daha yüksek gelir anlamına gelmemektedir.
    Sistem, hizmet süresini sınırlı ölçüde ödüllendirmektedir. Bu durum, belirli bir kuşağın yapısal gelir kaybına uğramasına neden olmaktadır. Emeklilik sisteminin yalnızca bütçe dengeleriyle değil; adalet, orantılılık ve emek karşılığı ilkeleriyle yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde, uzun yıllar kamu hizmetinde bulunmuş kesimlerde güven ve motivasyon kaybı kaçınılmaz olacaktır.
    Sonuç olarak; yapısal değişiklerle karmaşık hale gelen emeklilik sisteminde, rasyonel bir çözüm üretilememişse 2008 yılı öncesi sisteme dönülmesi emekliler açısından daha uygun olacaktır.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.