DOLAR
45,5712
EURO
52,9284
ALTIN
6.587,31
BIST
14.029,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
24°C
Mersin
24°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
25°C
Çarşamba Yağmurlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
23°C
Cuma Hafif Yağmurlu
24°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    KURU AĞAÇLARI SULAMAK

    Ben hep kuru ağaçları suluyormuşum! Böyle demiş bir arkadaş. Tabi Mut Çıtlık dergisini kastederek. Mut Çıtlık dergisinin her sayısında eski bir Mut evini, içinde yaşayanları, dolaysıyla Mut kültürünü (bunlar ölmüş gitmiş insanlar) tanıtıyor, içindekilerin çoğu ölmüş eski fotoğrafları ve yine ölmüş insanların atasözü gibi sözlerini paylaşıyor, her ocak ayında, onları unutturmamak için, yirmi tane ölmüş Mutlunun fotoğrafını, “Bir Demet Mut Halk Çiçeği” diye yayımlıyoruz ya, bundan olacak bu da…
    Aslında bu arkadaşımız, ne yazık ki Mut Çıtlık’ı yeterince okumamış, incelememiş ve tanımamış…
    Çünkü derginin daha ilk yıllarında, ortaokul ve lise öğrencileri arasında, “Kültür Sanat Ağırlıklı Bilgi Yarışması” düzenleyerek, 66 öğrenciyi Ankara’ya geziye götürdük, yıllardır dergimizin her sayısında “Mut Çıtlık Çocuk Sayfası” ve “Mut Çıtlık Genç Kalemler Sayfası” var, dokuz yıldır lise öğrencileri arasında, “Mut Çıtlık Şiir Yarışması” yapıyoruz, son sayımız olan 54. sayımız çocuk ağırlıklı…
    Bir de, belki de sorunun asıl yönü burası, bir soruna yüzeysel bakmak, derinliğine bakamamak ve yeterince bilgi sahibi olamamak, hep yanıltır insanı. Bu arkadaşımız da sanırım böyle.
    Aslında asıl demek istediğim şu: Kuru ağaçları sulamak asla gereksiz ve sıradan bir şey değildir. Kolay olmayan ve bilinçlice yapılan bir seçimdir.
    Umut fidelerde, fidanlarda olsa da, “Kuru ağaç” deyip geçmeyin. Bir düşünün o “Kuru ağacı”, onun yaşamını; açtığı çiçekleri, verdiği meyveleri, gölgesinde dinlendirdiklerini, yarattığı kültürü, ekonomiye, yaşama katkılarını, bilgeliğini, “Geçmişini yeterince bilmeyenlerin sağlıklı gelecek kuramayacağı” bilincini, kurusa bile onun anılarıyla, yaptıklarıyla yaşadığını…
    Evet, Mut Çıtlık’ın içinde “Kurumuş Ağaçlar” var, bilerek, bilinçlice hem de. Mut halkı kendisini, çocukluğunu, geçmişini, kültürünü buluyor böylece bu dergide.
    Ama bunun kat katı “Fidanlarla” dolu Mut Çıtlık…
    Ve inanın ki “Kuru Ağaçları” sulamak, “Fidanların” sağlıklı olması içindir.
    “Kuru Ağaca” dökülen su, “Fidana” dökülen sudur…
    Selam olsun Mut Çıtlık okurlarına!…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.