Nasreddin Hoca bir gün alışveriş için gittiği şehirden saz alıp eşeğiyle yavaş yavaş köyüne dönüyormuş. Hoca köy meydanından geçerken kahvede oturan köylüler ağızbirliği yapıp akşama hocanın evine misafirliğe gitmeyi ve ondan kendileri için saz çalmasını istemeyi kararlaştırmışlar. Akşam hocanın kapısı çalınır, hoca misafirleri içeri alır. Hoca olacakları sezer ama belli etmez. Hoşbeşten ve çay kahve ikramından sonra köylülerden birisi söze girer:
– Hocam, gördük ki saz almışsın biz bu akşam seni dinlemeye geldik.
– Tabi, demiş.
Hoca duvarda asılı sazı eline alıp mızrapla rastgele vurmaya ve tuhaf sesler çıkarmaya başlamış.
Sesten rahatsız olan köylüler:
– Hocam, bizim bildiğimiz saz böyle çalınmaz. Parmaklar perdeler üzerinde gider gelir, demişler.
Hoca:
– Onlar benim bulduğum yeri arıyor, demiş.


