DOLAR
47,8845
EURO
55,4394
ALTIN
6.734,60
BIST
14.137,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
33°C
Mersin
33°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Parçalı Bulutlu
32°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
32°C
Pazar Hafif Yağmurlu
31°C
Pazartesi Yağmurlu
30°C

SAVCI İHSAN BEY

9 Mart, 12 Mart 1970 günleri darbeler geldi. Sol, sosyalist düşünenlerin üstünden balyoz gibi geçti. O zamanlar, Avukat Hatay Üyetürk yanında katip –yazıcı olarak çalışıyorum. Öğleye kadar okul, öğleden sonra yazıhanedeyim. Büroya gelenler gidenler. Ofis altında Ülkü Ocakları Derneği var. Dernek tüzüğünü daktilo ile yazmak bana nasip oldu. Yazdığım dilekçe paraları bana ait. İşe girerken boşanma, sınır anlaşmazlıkları, derken temyiz dilekçeleri yazmayı öğrendim. Ha boş vaktimde şiir, yazı yazıyorum. Silifke gazetesinde, Akyol gazetesinde yayınlanıyor. Mehdi, Hacı Ahmet (ikisi de Hakka yürüdü) onları tek tek diziyor. Yazılarımı önce onlar okuyor. Sonra gazeteyi eline alanlar.
12 Mart sonrası Silifke’de ilk tutuklama geldi. Avukat Necati Yazar, öğretmen Devrim Şahin, Mustafa Toprak… Suçları çok büyük. Evlerinde çok ama çok kitap bulundurmak. Avukat Necati Yazar’ı Avukat Rahmi Doğanlar, Devrim Şahin’i Avukat Hatay Üyetürk savunmaya gitti. Adana Sıkı Yönetim Mahkemesine gittiler geldiler. Bir de baktık tahliye oldular , sevindik.
Savcı İhsan Bey beni telefon ile aradı.
‒Yanıma gelir misin?
Gittim, odasının kapıları kapandı. Onu tanıyordum, sohbetlerine katılıyordum. Hoş sohbetlerine doyum olmuyordu.
‒Kolunu uzat. Uzattım. Baktı baktı,
‒Saatinde ne var? Saati kolumdan çıkardım.
‒Üzerinde üç yıldız, bir de balık var. Üçyıldız soyadımı temsil eder, balıkta burcum. Sıra arkadaşım Vural Barlas yaptı.
‒Ha şu Malmüdürünün oğlu mu?
‒Evet o. Çok iyi arkadaşım. Bana hediye etti.
‒Mihri Belli ile yazışman var mı?
‒Onu tanımıyorum, ama Şemsi Belli ile yazıyoruz. Ondan sanat, şiir ile konularda çok şey öğreniyorum. İyi bir edebiyat öğretmeni.
‒Peki sen Filistin’e savaşmaya gidiyormuşsun.
‒Vaktim olsa giderim. Ama okul, yazıhanede yarım iş. Okuluma sorarsanız, devam çizelgemi verirler.
‒Liseden istedim. Devamsızlığın yok.
‒O zaman benim suçum yok değil mi?
‒Suçun var. Çok okuyorsun, yazıyorsun, göze batıyorsun. Gazete bana geliyor, başkasına gidiyor. Eh arkadaşlarından ihbarcılar var. Onun için bizzat ben sorguladım. Dosyanı kaldırıyorum. İhbar geçersizdir. Okul vakti geliyor, haydi okula.
Saatimi geri alıyorum, yazıhaneye uğradım. Avukat Hatay Ağabey beni merakla bekliyordu.
‒Ne oldu?
‒Suçum oluşmamış, dedim. Çantamı aldım okula sevinç içinde gittim.
Aradan yıllar geçti. 12 Eylül ve sonrası… Eğer Burdurlu Savcı İhsan Bey yerine başkası olsa, Adana Sıkıyönetim’e gidecek. Orada kendimi savununcaya kadar imanım gevreyecekti. Adliyede Hakim Adnan Bey, Enver Günaydın aklımda kalan güzel insanlar. Hak, hukuk, adalet vardı.
Savcı ihsan Bey bir gün heyecanla yazıhaneye geldi.
‒Buldum Hatay, buldum. Silahımı buldum.
‒Eh gözününüz aydın olsun.
‒Nerede buldun?
‒Haber geldi, Gündüzler köyüne birine gitmiş. Oraya Çipçi Niyazi Ekler ile gittik. Eve yaklaşınca ben cipin yanında kaldım. Niyazi eve gitti. Onu beklerken bir köylü geldi, sohbete girdik.
‒Nereden geliyorsunuz?
‒Silifke’den geldik. Çipçi Niyazi asker arkadaşına uğradı, onu bekliyorum.
‒Duydum ki savcının ev soyulmuş. Oh içim soğudu.
‒Ne yapmış ki?
‒Ne yapacak. Geçenlerde beni haksız buldu. Az kalsın içeri girecektim. Neyse para cezası ile kurtuldum.
Sohbet uzadı gitti. Bir baktım bizim Niyazi koşarak geliyor.
‒Buldum savcım, buldum. Silahın yerini buldum.
‒Abarık o savcı senin misin şimdi?
‒Evet ben oyum.
‒Şimdi b.ku yedik. Koşarak bayır aşağı kaçmaya başladı…
Savcı İhsan Bey, tatile giderken, evini komşuya bırakır. Eve geldiğinde ev boşalmıştır. Makaralı teyp, içinde filmler ile kamera, giysiler, ama en önemlisi beylik tabanca yoktur.
Komşuya giderler. Komşu kadın, ah vah eder.
“Elleri kırılsın. Nasıl kıydılar o eşyalara?”
İhsan Beyin eşi sedir altında bir giysini görür. Eşine, hadi İhsan gidelim, der.
Çıkınca, İhsan bizim evi komşular soymuş. Benim örgü kazak sedirin altında, der.
Savcı İhsan Bey gülmeye başlar. Hemen polisleri çağırır. Komşu evde aramalarda bütün çalıntılar bulunur, ama beylik tabanca yoktur. Gündüzler köyünde birine satılmıştır.
Cipci Niyazi Ekler öğrenir ki; Sökün köyünden Mustafa gitmiştir. Gündüzler köyünden Sökün köyüne giderler. Beylik tabanca İhsan Bey’e teslim edilir.
Yıllar sonra düşünüyorum. Hak, hukuk, adalet çalışıyor. Delil varsa ceza veriliyor. Avukatların yeri var. Yargıç, savcı, avukat ve toplum içinde saygın hukuk adamları.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.