Mut İlçemiz

SİYAH BEYAZ MUT’LU / 9

SİYAH BEYAZ MUT’LU / 9
Serkan YALÇIN
Serkan YALÇIN( smmmser@hotmail.com )
09 Eylül 2020 - 19:53

ZAMAN MAKİNASI

Zaman her şeyin ilacı derler ya, memleketinden ayrı yaşayan insanların içinden geçirdiği ve sık sık sayıkladığı cümle bu olsa gerek. Zaman her şeyin ilacı mı gerçekten?  Bu konuyu aramızda uzun uzun tartışmamız gerekiyor. Kime göre, neye göre ilaç oluyor. İlaç olan zamanın akıp gitmesi mi yoksa acıların seni olgunlaştırması mı?  

Bir yolculukta veyahut tatilde dinlemiş olduğunuz şarkı veyahut hayatınızın bir döneminde sizin için iz bırakan bir şarkı.  İşte o şarkıyı ne zaman dinlesiniz o zamana geri dönersiniz. Bunun adı zamanda yolculuktur. Hepimizin zamanda yolculuk yaptığı şarkıları vardır. Benim zaman yolculuklarımda bir çok şarkı var ama bir tanesi benim için çok önemli.

1990’lı yıllarda Kozlar’da memleketimizin kısa dalga radyoları çekmezken Kıbrıs Rum Kesimi radyoları çekiyor. Biliyor musunuz? Geçenlerde yaylaya gittim değişen bir durum yok. Elektriğin yeni yeni geldiği ve her evde elektriğin olmadığı zamanlarda tek eğlencemiz kocaman piller ile çalıştırdığımız radyoydu. Benim iyi bir müzik dinleyicisi olmamı sağlayan galiba bu radyo dinlediğim dönemler. Radyo, televizyonun icadından önce ve televizyon varken bile köy yerlerinin vazgeçilmeziydi bence.

Lise çağlarımda arkadaşımın evine yemek yemeye gitmiştik. Annesinin gözü gibi baktığı bir radyosu vardı. Biz kanalları değiştirmek için dokunduğumuzda ve kurcaladığımızda hemen tepki veriyordu.

“Oğlum ben o radyoyu Almancı komşularıma getirttim. Bir anaç geçi bir de oğlağını verdim.”

Vay be! Şimdi biz her ortamda, her yerden şarkı dinliyoruz ya… Eskiden bir radyo için insanlar neleri feda ediyormuş. Radyolu yılların hüküm sürdüğü ve ajansların dinlenildiği o günleri tam anlamı ile yaşayamasam da yayladaki mahrumiyetin vermiş olduğu süreçte radyo ile çok iyi arkadaş olduk.

Çocukluğu radyo başında geçen nesiller kadar olmasakta benim radyodan takip ettiğim en aklımda kalan olay Hocalı Katliamı olmuştur. 26 Şubat 1992 yılında Hocalı’daki gelişmeleri radyodan dinlemiştim. Karabağ bölgesi denilince kendi kendime “bu Karabağ Sertavul’a gelmeden değil miydi.” Diyordum. Çocukluk işte…

Bu zaman diliminde birçok sanatçıyı kısa dalga radyolarda dinleyemedik. Türk halk ve sanat müziklerini radyodan yoğun bir şekilde dinliyorduk ama Anadolu Rock diye bir şey varmış. Bunları doksanlı yılların ikinci yarısından sonra daha çok tanıdım. Cem Karaca, Barış Manço, Kurtalan Ekspres, Üç Hürel, Erkin Koray; onlarla tanışmam lise çağlarıma denk geldi. Şimdi ne zaman bir Üç Hürel şarkısı dinlesem lise çağlarıma doğru bir zaman yolculuğuna çıkıyorum.

Bizim çocukluğumuzun efsane icadı ise Walkman’di. Şimdiki nesil cep telefonu ile büyüdüğünü düşünürsek ve teknoloji çağında yaşadığını düşünürsek bizim çocuklarımıza Walkman’in yüzyılın icadı olduğunu nasıl anlatacağız. Üniversite çağlarımda Walkman ile Anadolu Rock hayatıma damga vurmuştu.

Üniversite birinci sınıfın bahar ayında ilk defa okul şenlikleri ile tanıştım. Bu benim için çok değişik bir tecrübe olmuştu. Birçok ünlü sanatçının konserler verdiği bu şenliklerde öğrenciler finalleri öncesinde çılgınca eğleniyor bir koca yılın yorgunluğunu atıyordu. Bir gün saat on altı gibi arkadaşım beni uyandırdı. Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde Athena Grubu’nun konseri varmış. O gün Fenerbahçe ve Galatasaray’ın şampiyonluk için son maçları da varmış. Konser saat on yedi gibi başlaması gerekirken bir türlü başlamadı. Athena sahneye çıktığında saat yirmiyi geçmişti. Galiba maç izlemişlerdi. Herkes çok tepki göstermişti. Benim için ise hiçbir şey fark etmezdi. Ben daha düne kadar kayısı festivallerinde TRT Halk Müziği Sanatçılarımızla bile eğlenen adamdım. Neyse konser bitti tekrar yurda döndük. Ertesi gün arkadaşım tekrar odama geldi. Dostum saat on yedi’de Cem Karaca gelecek. Bende dedim ki “Athena’nın saat yirmi de çıktığı yerde Cem Karaca gece çıkar dostum. Acele etmeyelim.” Ne desem arkadaşımı razı edemedim. Saat 16:30 Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde olduk. Herkes kampüsün etrafına dağılmış sahnenin önü bomboş. Saat 17.00 olmak üzere iken bir yaşlı amca orgun başına geldi ve kulis tarafından bir ses geldi;

Bir gün belki hayattan
Geçmişteki günlerden
Bir teselli ararsın
Bak o zaman resmime
Gör akan o yaşları

Söz: Mehmet Soyarslan, Müzik: Cem Karaca

O an kampüsün içerisinden inanılmaz bir uğultu yükseldi ve herkes sahneye doğru koşmaya başladı. Sahnede çok güzel giyinmiş yelekli ve deri şapkalı bir adam vardı ve sesi o kadar gür ve güzeldi ki. Hayatımda ilk defa bir sanatçıyı ağzım açık ve donmuş bir şekilde dinledim. Çok güzeldi. Cebeci tarihi bir gün yaşıyordu bence. Şimdi o zamana geri döndüğümü düşünüyorum da… Farkında değildik belki yaşadığımızın ama o gün bir efsaneyi canlı canlı dinlemiştik.

O gündür bu gündür ne zaman zamanda bir yolculuk etmek istesem Cem Karaca dinlerim.

Uzun ve şehirlerarası yolculukları sevmiyorum. Şoförün selektör sesinden başka ses yok. Ne zaman yolculuk yapsam aklıma gelenleri ve yaşadıklarımı yazmaya başlıyorum. Bazen siyah önlüğümü yakamı giyip elimde okul çantamla Mut sokaklarında geziyorum. Beni Mut’taki çocukluğuma götüren şarkıların neler olduğunu arıyorum. Sizlerin zaman yolculuklarınızda hangi şarkılar var…

Devam edecek…

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com