DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
27°C
Mersin
27°C
Az Bulutlu
Cuma Çok Bulutlu
26°C
Cumartesi Yağmurlu
19°C
Pazar Yağmurlu
20°C
Pazartesi Yağmurlu
20°C

Serpil TOMAK

HER AÇIDAN

    SİYASET, STRATEJİ VE AHLAK ÜZERİNE

    Siyaset, “yönetmek, idare etmek, düzenlemek” anlamını taşır. Günümüzde ise siyaset, “bireylerin, grupların ya da devletlerin iktidar, yönetim ve güç ilişkileri çerçevesinde karar alma ve uygulama süreçlerini” ifade eder. Hem devlet yönetimini hem de daha geniş anlamda toplumsal etkileşim ve güç ilişkilerini kapsar. Anlayacağınız siyaset zor zanaat olup bir toplumun geleceği açısından ehil ellerde olması gerekir. Yüksek liyakat ister.

    Siyaset, strateji ve ahlak ilişkisi tarih boyunca ihtilaflı ve tartışmalı bir konu olmuştur. Strateji ile siyaset iç içe geçmiş bir araç olup birbirinden ayrı düşünülemez. Ünlü düşünür ve felsefeci Immanuel Kant “Öyle davran ki, davranışın evrensel bir yasa haline gelebilsin” der. Yine Kant’a göre özgürlük, ahlaki eylemin ön koşuludur. Bana göre ise tersi de doğrudur. Yani bizler toplum olarak ahlaklı olmadan özgürleşemeyiz.

    Ahlaka aykırı araçlarla elde edilen başarı, kabul edilebilir mi? Kant’a göre bu sorunun cevabı kocaman bir HAYIR’dır. Machiavelli’ye göre ise amaçlar, araçları meşru kılar. Bu görüşe göre strateji, ahlakı göz ardı edebilir. Yeter ki iktidar elde edilsin. Bunun yanında Clausewitz gibi daha dengeleyici görüşler de vardır: Ahlak savaş veya strateji oyunun merkezinde yer almamakla birlikte ahlaki sorumluluk göz ardı edilmemelidir.  Strateji ve ahlak arasındaki bu gerilim hep süregelmiştir.

    Siyaset aynı zamanda bir strateji oyunudur. Strateji adalet ve sorumluluk bilinciyle kurgulanırsa hem etkili hem de ahlaki olur. Peki siyasette strateji oyunu ahlaklı olabilir mi?” Aslında birçok çevre için bunun cevabı zor ve çelişkilerle dolu… Siyaset çoğu zaman çıkarların, strateji ise bu çıkarları maksimize etmenin sanatı olarak görülür. Ahlak bu oyunda çoğu zaman dışarıda kalır. Kolay değil. Ama şahsi kanaatimi soracak olursanız uzun vadede içerisinde hiç ahlak barındırmayan tabiri caizse bodoslama siyaset ya da strateji oyunları işlemiyor. Yani güçlü liderlere uzun vadede ahlakın kalıcı meşruiyet sağladıkları unutulmamalıdır.

    Nasıl bir siyaset sorusunun cevabını uzaklarda aramayalım. Mustafa Kemal Atatürk siyaset, strateji ve ahlak kavramlarını hem düşünsel hem de eylemsel düzeyde bir araya getirebilmiş nadir liderlerden biridir. Onun siyasi yaklaşımı; ilke ve değer temelli, uzgörülü (doğruyu/gerçeği önceden görebilme) stratejik adımlarla, milletin çıkarlarını önceleyen bir zemin üzerine inşa edilmiştir. Onun için de başarılı olmuş ve hala ilkeleri savunulmaktadır.

    Siyaset yaygın düşüncenin aksine konuşma arenası değil eylem alanıdır. Bir ülke ya da bölgeyi yönetmenin ve geleceğini şekillendirmenin yüksek sorumluluğunu ve bilincini gerektirir. Günümüzde ise siyaset halkın nezdinde nasıl özdeşleştiriliyor bakalım: İhale alma, yalan, rüşvet, yolsuzluk, torpille işe yerleştirme ya da haksız yere işten çıkarma, gücü kötüye kullanma, görevi suiistimal vs. Bu siyasi kirlilik nasıl temizlenir sorusunun cevabını vermek kısa vadede zor. Bu süreçte halka da büyük görevler düştüğü ve aktif vatandaşlık bilincinin olması gerektiğini ifade etmeliyim.

    Bizim değerimizi belirleyen oturduğumuz koltuklar değil ürettiğimiz işlerdir. Konuştuklarınız, eylemleriniz, yaptıklarınız ve yapmadıklarınız üzerinize siner ve hiç çıkmaz. İçerisinde milleti öncelemeyen hiçbir siyasi irade sürdürülebilir değildir. O nedenle de kendini sözde başarılı olarak gösteren ya da o koltuklardan birine oturmayı bir nedenle başarmış milyonlarca siyasetçi bugün tarihin çöplüğünde yerini almıştır. Bugün kaç tanesini hatırlıyoruz ya da saygıyla anıyoruz?

    Sonsöz: Adı demokrasi lakin bir çıkmaz sokak hikâyesi!

    Yukarıda o kadar laf ettim ama bir fıkra kadar etkili olur mu bilmem: 

    Siyaset Nedir? 

    Bir gün küçük bir çocuk babasına sorar:

    — “Baba, siyaset nedir?”

    Babası cevap verir:

    – “Bak oğlum, ben ailenin geçimini sağlayan kişiyim, o yüzden kapitalist sınıfım.
    Annen evin düzenini sağlıyor, o yüzden hükümettir.
    Bizim evin işlerini halleden hizmetçimiz var, o da işçi sınıfı.
    Sen ailenin geleceğisin, yani halksın.
    Küçük kardeşin de bebek, o da gelecek nesil.”

    Çocuk kafası karışık şekilde yatağa gider. Gece uyanır, kardeşi ağlıyor, altını pislemiş. Gidip annesini uyandırmak ister, ama anne uyuyor. Babasının odasına gider, bakar ki babası hizmetçiyle aynı yatakta!

    Ertesi sabah babası sorar:

    —“Siyasetin ne olduğunu anladın mı oğlum?”

    Çocuk cevaplar:

    — “Evet baba. Kapitalist sınıf işçi sınıfını sömürüyor, hükümet uyuyor, halk çaresiz, gelecek nesil ise bok içinde!”

    Yazarın Diğer Yazıları