DOLAR
44,8475
EURO
53,0170
ALTIN
7.021,24
BIST
14.543,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
27°C
Mersin
27°C
Az Bulutlu
Cuma Çok Bulutlu
26°C
Cumartesi Yağmurlu
19°C
Pazar Yağmurlu
20°C
Pazartesi Yağmurlu
20°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    UÇURUMA DOĞRU

    Bir ülkenin eğitimi uçuruma doğru gidiyorsa, o ülke de uçuruma doğru gidiyordur…
    Ama her konuda olduğu gibi bu konuya da iki açıdan bakmalıyız.
    Evet, bizler için eğitim uçuruma doğru gidiyor, ama kimileri içinse “ne güzel” tam da istenildiği gibi, asla uçuruma giden bir şey yok…
    Peki nasıl oldu da geldi geldi uçuruma dayandı bu eğitim sistemi?
    Bunun için kırk elli yıl gerilere gitmek gerekir.
    Bizim çocukluğumuzda ve bizim kuşağın öğretmenlik yıllarında eğitim sistemi yurttaş yetiştirirdi, şimdi ise kul yetiştiriyor. Yine bu yıllarda Hayat Bilgisi, Yurttaşlık Bilgisi gibi dersler vardı.
    Giderek bu eğitim sisteminden korkmaya başladı birileri, başta da emperyalizm. Çünkü bu eğitim sistemi bilimseldi, laikti, sorgulayıcıydı, özgürlükçüydü…
    İsteniyordu ki bu toplumun eğitim sistemi ve kültürü bozulsun, bencilleşsin, yozlaşsın…
    Bir günde, bir yılda olacak işler değildi ama bunlar.
    Köy enstitüleri kapatılmalıydı önce, arkasından öğretmen okulları…
    Niteliksiz öğretmenler yetiştirilsin ki, giderek öğrenciler de niteliksizleşsin…
    Çocuklarımızın beyinleri testle, mideleri tostla doyurulmaya başlandı.
    Ve yine o yıllarda devlet, yani Milli Eğitim, okuyor mu okumuyor mu diye her çocuğu izlerdi, çocuğunu okula göndermeyen velilere ceza vardı. Şimdi ise kim kime, dumduma.
    Yinelersek; aslında kimileri için hiç de “kim kime, dumduma” değil, tam tersine, tam da istenildiği gibi…
    Çocuklar devlet okullarına değil de tarikat okullarına gitsinler…
    Devlet okullarına değil de izinsiz, denetimsiz Kuran kurslarına gitsinler…
    Kız öğrenciler ya okumasınlar, okuyacaksalar da buralara gitsinler…

    Ve bütün bunlar işte emperyalizmin ülkemize dayattığı eğitim ve kültür politikaları…
    Şimdi bu çocuklar işte “Şeriat isteriz” diye bağırıyorlar. Ama biletini alıverseniz, cebine de bir yıllık harçlık koysanız, şeriatla yönetilen bir ülkeye değil Avrupa’ya giderler.
    Şimdi bu çocuklar işte “Atatürk düşmanı”…
    Hepsini kastetmiyoruz elbette.
    Şimdi bu toplum işte çürümüş, ağır yaralı…
    Şimdi bu toplumun topraklarının niceleri yabancılara satıldı, satılıyor…
    Şimdi bu toplum işte, din ticarete dönüşmüş…
    Şimdi bu toplum işte, uçurumda…

    Elele tutuşursak belki, ama tam uçuruma gelmeden…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.