DOLAR
43,7292
EURO
51,9346
ALTIN
7.071,59
BIST
14.180,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
14°C
Mersin
14°C
Yağmurlu
Cuma Yağmurlu
15°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Pazar Parçalı Bulutlu
19°C
Pazartesi Çok Bulutlu
21°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    ÇOK ÇEKTİĞİMİZ ANLAYIŞLAR

    Bu toplum, bu halk en çok kimlerden çekti ve hangi anlayışlara göre yanlış yerlere yönlendirildi?
    İşte bu yazımda bunları düşünmeye çalışıyorum… Tabi bunların bir kısmı bilgisizlik/bilinçsizlik, bir kısmı bile bile, bilinçli bilinçli…
    “Din din” diyerek din ticareti yapanlar…
    Bu toplum bunlardan çok çekti. Çekmeyi de sürdürüyor. Gerçek dindarları bunların dışında tutuyorum elbette. Komşuları açken tok gezdi bunlar her zaman. Yoksul çocuklara İmam Hatipleri gösterip kendi çocuklarını Amerikalarda okuttular. Kendileri varlık içinde yüzerken yoksullara “şükredin” dediler. Dini hep cepleri ve koltukları için kullandılar. Kendi çıkarları için yoksulların dini duygularını sömürüp durdular. Daha neler neler…
    “Atatürk Atatürk” diyerek Atatürk’ü putlaştıranlar…
    Toplum bunlardan da çok çekti. Bunlar ceplerini düşünmediler ama Atatürk’ü yeterince okumadılar, yeterince tanımadılar, Atatürk’e “devrimci” deseler de, kendi düşüncelerine devrim yaptıramadılar, düşünceleri tutucu kaldı hep. Atatürkçülüğü dar kalıplara sıkıştırıp kaldılar. Atatürk ilkelerinin özünü ve derinliğini (örneğin laikliği, halkçılığı) yeterince kavrayamadılar ama kuru kuru savundular hep. Bu yüzden de toplum gerçek cumhuriyete, aydınlık günlere ulaşamadı bir türlü.
    “Milliyetçilik milliyetçilik” diyerek ırkçılık bataklığına saplananlar…
    Burada hiçbir siyasi görüşü kastetmiyor, genel anlamda konuşuyorum. Çünkü bu bataklık tek yönlü değildir.
    Biliyorsunuz ki ırkçılık insanlık suçudur. Gelmiş geçmiş en büyük temsilcisi de Hitler’dir. Halkı bu tür çıkmaz sokaklara sürüklemek mümkünü yok yurtseverlik olamaz. Bütün halklar kardeştir ve eşittir. Kimsenin kimseden üstünlüğü olamaz. Halkın nefrete, kana, kine, ayrışmaya, düşmanlaşmaya değil, sevgiye, hoşgörüye, kardeşliğe, barışa, birlikteliğe gereksinimi var çünkü. Bu anlayıştan; kandan, korkudan da az çekmedi bu toplum.
    “Sol sol” diyerek sağ düşünenler…
    “Solcuyum” demekle ne yazık ki solcu olunmuyor. Solcu olmakla ırkçılığın, sömürenden yana olmanın ne ilişkisi olabilir ki? Hem sömürenden hem sömürülenden yana olunmaz ki! Yoksul, emekçi, ezilen kesimi oyalayan anlayışlardır bunlar. Solu yeterince kavrayamamaktır. Bu anlayıştan da çok çekmiştir emekçiler, sömürülenler, ezilenler ve sol.
    O öykü en azıyla bu kadardır!…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.