Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    GÖZLERİMİN UCU BİR DE BURNUMUN UCU

    Dışarı buz gibiymiş, bilmem kaç eksilerdeymiş, insanı tir tir titretirmiş, bu soğukta sabah yürüyüşü mü yapılırmış!..
    Mışmış da mışmış, mışmış da mışmış!..
    Öncelikle insanın koşullara ayak uyduracak bir bilincin olacak arkadaş, bir bilinci. Gerisi çok zor değil. Kışın caddenin güneş gören yerinden, yazınsa gölge yerinden gitmek gibi bir şey bu.
    Kırk yıldır günlük yürüyüş yapan ben, eksi bir iki dereceye teslim mi olacağım şimdi, hemencecik?
    Bakın insanız biz. Yürüyüş tutkum nice soğuktan çok daha güçlü. İnanın güçlü.
    Başlık, eldiven, daha kalın bir giysi… Gözlerimin ucu, bir de burnumun ucu açık, o kadar. Gerisi vız gelir vallahi. Keskin soğuk bıçaksa, usum keskin soğuğa bıçak arkadaş!
    Canlı yok parkta. Gören “deli” der belki de bana.
    Ayyy, bir “deli” daha!..
    Daha devinimli bir yürüyüş. Devinim üşütmez insanı.
    Her günkü kuşlar nerede, kediler köpekler de yok?..
    Ama ben insanım, farkım olmalı.
    Gözlerimin ucunu bilmiyorum ama burnumun ucu biliyorum ki kıpkırmızı şimdi. Olsun, doya doya tatsın bu kızarıklığı, giyinsin, yesin içsin!
    Peki ya yarın birisi sorarsa, “Bu yaşına kadar kuru fasulye yedin mi hiç” derse? Nasıl derim “Yemedim!”
    Aynı aslında. Değilse nasıl bakabilirim doğanın ve dünyanın yüzüne, onların sunduklarının tatlarını almadan!
    Haa, bir kez olsun uçağa binme tadı mı alamadım, tatil tadı mı, doya doya emeklilik tadı mı?.. Bunlar benim utancım değil, beni bunlardan yoksun bırakanların.
    Yenidünya ağacına bakar mısınız bir, üzeri kar, buz, göbeği sarı’lı apak çiçekli…
    “Acıyı bal eylemek” bunun bir başka adı da.
    Bu yürüyüşün bir güzel kazancı da nedir biliyor musunuz? Dönünce eve, evin ılıklığının iliklerime kadar beni mest etmesi, bir de sıcacık çay sesi, çay kokusu…
    Velhasıl yaşamaktır bunun adı arkadaş; şemsiye olsa bile ille de yağmurda ıslanmaktır, su olsa bile birazcık susuzluğa direnmektir.

    Sevgiyle, sağlıkla, saybanla…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.