Bir gün bir adam, elinde bir mektup,
Der ki, Hocayı tutup:
“Hocam, zahmet ya sana,
Şu mektubu bana bir okusana.”
Açar bakar ki Hoca,
Mektup baştan sona kadar arapça.
Şöyle bir evirir çevirir;
Söktüremez; çaresiz, geri verir.
Der ki: “Başkasına okut bunu sen.”
Adam şaşırır: “Neden?”
“Türkçe değil bu mektup; okuyamam.”
Yine anlamaz adam.
Hocanın okuması yok zanneder.
“Ayıp, Hoca! Ayıp, der.
Benden utanmıyorsan, şundan utan!
Şu başındaki koca kavuğundan.”
Hoca kavuğu çıkartıp uzatır.
Sonra “madem ki, der, iş kavuktadır
Haydi; benim düdüğüm, giy de şunu
Kendin oku bakalım mektubunu.”
Eşeğin Sözü
Orhan Veli Kanık / Yüksel Pazarkaya