DOLAR
13,7608
EURO
15,6109
ALTIN
789,17
BIST
2.038
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
16°C
Mersin
16°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
22°C
Pazar Parçalı Bulutlu
23°C
Pazartesi Çok Bulutlu
23°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 24

Yıllar önce annesi anlatmış…
“Sen üç dört aylıktın daha. Baban köyün sığır çobanıydı, dağdaydı. Bir hastalandın bir hastalandın; emmiyorsun, ishalsin, ateşin var… “Gecikme, bu çocuğu doktora götür” diyen diyene. Gülnar’a doktora gitmek o kadar kolay sanki!.. Üç saat sürermiş Gülnar.
Bir horoz vardı, iki buçuk liraya sattım. Parasını da çemberimin ucuna bağladım.
Yol yolak nerde o yıllarda. Sırtımda hopulusun, abanı da yoldaş aldım, elimde de fener, yaya yapıldak, gece yarısı çıktık yola.
Gülnar’ın girişinde bir köy var, gün ışımaya başladı oraya vardık. Bir kadın var bir evin önünde, “Feneri buraya asıvereyim, dönerken alırız” dedim. “Tamam” dedi o da.
Şimdiki gibi hastane narasın, sağlık ocağı var o zaman. Sordum, söylediler yerini. Ama o gün pazarmış, kapalı olurmuş!.. Doktorun evini tarif ettiler, “Kapısını çal, ilgilenir” dediler.
Babacan, güler yüzlü bir adamdı doktor, sağ olsun! Bir iğne yaptı sana, bağırdın, yıktın ortalığı. Çemberimdeki parayı uzattım, “Paramızın hepsi bu” dedim. Bir iki tane de ilaç verdi, “Bunları içir” dedi.
Döndük geldik.
Dönerken bir poyraz bir poyraz, bizim fener düşmüş, camı kırılmış…
Bir hafta sürmedi, iyileştin…”

+++

“Ali Çavuş diye birisi vardı benim çocukluğumda, bizim Çiftçiler Köyünde. Canlı tarihti, yüz yıldan fazla yaşadı adam, iri yarı birisiydi de…
23 Nisanlarda öğretmenimiz çağırırdı bunu. Anılarını canlı canlı, ağlayarak anlatırdı. Medreseyi bitirmiş, askere atla gitmiş, çavuş olmuş, üç savaşa da katılmış, (Balkan Savaşı, 1. Dünya Savaşı, Kurtuluş savaşı) Kurtuluş Savaşı bittikten sonra ancak dönebilmiş köyüne.
Bir anlattığı da, padişah Abdülhamit’i tahtan indirmişler, boğazına bir ip geçirip Hamit Onbaşı diye diye sokaklarda gezdirmişler. Gözleriyle görmüş bunu.
Canlı tarihti adam…”

+++

Anası öldüğünde altı aylıkmış Durmuş Ali. İki ablası varmış, onlar bakmışlar bir süre. Sonra babası evlenmiş, analık gelmiş eve. Analık elinde büyümüş. İyi bir kadınmış analığı…
Derken askere gitmiş gelmiş…
Askerden gelince kız aramaya başlamış babası…
Olacak ya, o sırada da babası ölmüş!
Günü saati gelince de Babasının ‘evlen’ dediği kızla evlenmiş…
Evlenmiş evlenmesine de, üç yıl sonra da karısı ölmüş!
Şimdi evlenecek birisini arıyor Durmuş Ali…

Yazarın Diğer Yazıları
“masaustu
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.