Sertavul yaylasındayım, Mut’a gideceğim, tıraş olup banyo yapacağım…
Bir baktım elektrik kesik…
Mut’a indim, vardığımda vardı, beş dakika geçti yok!..
Bu ne arkadaş beee!..
Ey elektrik, senin yüzünden belki de onlarca insan bugün bana dedi ki, “Ne pasaklı, ne
savruk, ne üşengeç!..”
+++
Ey yukarı; herkes bilir ki aramız çok iyi, aramızdan su sızmaz. İşte bu su sızmazlıkla diyorum ki, “Eğer yargılandığını görmeden gidersem onun, gözlerim kesinle açık gider.” Arkasından şunu da söylüyorum ki, bu yakınlığımızla birbirimizin yüzünü hiç kızartmadık daha.
+++
Girdin gireli içeriye sen
Dışarı daha bir içeri
Bu yüzden
Çok da üzülme ileri geri
+++
Seni ilk kez görüyorum buralarda
Uçaktan tüngüdüm!
+++
Beş yıl önce birisine şaka yapmıştım, bakalım o şaka Nasrettin Hoca’nın yoğurdu olmuş mu olmamış mı?
+++
Diyelim ki şu anda üzerimde açılmayı bekleyen 30 tomurcuk var. Kör topal 10’u açılsa da 20’si açılamıyor. Bunun bir nedeni olmalı.
+++
İki annem var benim. Birisi beni doğuran annem, öbürü babamın ilk karısı olup doğumda kardeşimle ölen annem.
+++
Kadının yanında oğluyla gelini, elindeki telefonun öbür ucunda da ablasıyla eniştesi vardı. Konuşma bitince:
“Ablamla kocası, selamları var, siz de arayın!”
Bu “Siz de arayın” sözü tatlı bir müdahale miydi (karışma mıydı) gençlere, bir kültürü, bir geleneği yaşatma mıydı?..


