DOLAR
44,0680
EURO
51,2016
ALTIN
7.301,96
BIST
12.792,81
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
16°C
Mersin
16°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
15°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
16°C
Pazar Açık
15°C
Pazartesi Az Bulutlu
15°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 60

    Kopuk Veli, Gülnar’dan Mut’a göçer gelir. Bir bakar, kimileri arabayla Mersin’e gidip dökme portakal, şu bu doldurur gelir, pazarda satar. Bir gün kendisi de “Kumarcı Mehmet’in” arabasını tutar, çadırı da var, gider Mersin’e, dökme portakal doldurup getirir. Cumhuriyet Alanına, sıra dükkânlarının öne durur. Belediyeden de bir kişi gelip, “sen kimsin, ne yapacaksın burada” diye sormaz. Günlerden Cuma, çadırı serer, döker portakalı. Bir toplu kantar, bir de kantar sırığı, başlar portakalı satmaya.
    Akkulak Mustafa da Zabıta Müdürü. Gelir:
    “Bu neci burda?”
    “Portakal. Görmüyor mu gözün?”
    “Nöğüreceksin bunu burda?”
    “Satacam.”
    “Satamazsın burada, hemen kaldır bunu! Dee pazar yerine götür.”
    “Müdürüm, ben bir kere döktüm bunu buraya, cezam neyse çekecem, satacam bunu burada.”
    “Satarım, satamazsın!..” Akkulak Mustafa biraz sert, Gopuk Veli biraz inat. Bu kez Akkulak Mustafa (o yıllarda poşet filan yok daha) bir kağıt torbaya çürüğündün çarığından birkaç portakal koyarak soluğu hastanede alır. Hastane Müdürüne varır, gösterir portakalları:
    “Müdürüm bunlar yenir mi?”
    “Yenmez.”
    “Öyleyse “yenmez” diye bir yazı yazıver de içine katıver.”
    Belediyenin de bir traktörü var, çağırır traktörü, işçileri de çağırır, traktöre küreklerle portakalı yüklemeye başlarlar. Tam o sırada Gopuk Veli, kantar sırığını Akkulak Mustafa’nın boynunun tösüne yapıştırır. Süsüle kalır yere Akkulak Mustafa.
    “Gopuk Veli biriyle kavga etmiş” diye olay hemen duyulur. Kimisi akraba, kimisi Gülnarlı, soluğu olay yerinde alırlar. Belediye işçileri korkudan kenara çekilmiş, sanki orada bir Azrail var varanı yutacak, Gopuk Veli kantar sırığına dayanmış, portakalın başında dikilip durur, yanına kimse yaklaşamaz…
    O sıra da da Yargıç Hüseyin Gülnarlı ya, akrabanın birisi doğru onun yanına gider, “Başımızda böyle böyle bir iş var” der.
    Yargıç Hüseyin Ceylan yardımcısını da alarak doğru olay yerine gelir. Akkulak Mustafa da bir kat doğrulur. Belediye Başkanını da çağırtır yargıç:
    “Neden bu adama doğru dürüst bir yer göstermediniz?”
    Hastane Müdürünü de çağırır:
    “Bu portakala “yenilmez” diye nasıl rapor verdiniz?”
    “Efendim ben kese kâğıdındaki portakala rapor verdim.”
    Herkese bir suç yükler. Gopuk Veliyi de çağırır:
    “Bu adam senin amirin, niye karşı geldin?” Onu da suçlar.
    “Ya hepiniz hakkında karar vereceğim, ya da barışacaksınız.”
    Hepsi birbirine sarılarak olay tatlıya bağlanır.

    Yazarın Diğer Yazıları