DOLAR
13,4540
EURO
15,3675
ALTIN
787,29
BIST
2.085,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
8°C
Mersin
8°C
Yağmurlu
Salı Hafif Yağmurlu
7°C
Çarşamba Açık
8°C
Perşembe Az Bulutlu
9°C
Cuma Hafif Yağmurlu
9°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

MUT’UN DOĞA BAŞYAPITLARI

Yaşadığınız yeri hangi gerekçelerle seversiniz? Gerekçeler diyorum, çünkü bir tek gerekçeye bağlı değildir bu büyük sevgi.
Neyse, siz bunu düşünedurun, ben “Bunlardan birisi de doğasıdır” diyerek Mut’un doğal güzelliklerini anlatmaya çalışayım. Böylelikle Mut’u neden ve ne kadar çok sevdiğimi de anlatmış olurum.
Öncelikle Mut, çevresini kuşatmış Toros dağlarıyla Karaman ve Ermenek yönlerinden başlayarak, Gülnar yakasına dokuna dokuna Silifke’ye doğru uzanan bir çukurun içidir. Bu uzuunnn çukurun başkahramanı Göksu’dur.
Adını yüzde yüz hak eden bir akarsudur, Göksu. Mut’un can damarı, binlerce yıldır akıp gelen yaşam kaynağıdır. Peki kurur mu bir gün? Kesinlikle Mut’un ölümü olur bu. Böyle bir olasılık ne yazık ki birçoğumuzu kaygılandırmaktadır gün gün.
Mut Çukurunun yemyeşilliği kesinlikle Göksu’nun, elektriğin ve Mut insanının emeğidir. Göksu ki; bir kolu Hadim, bir kolu Ermenek yönünden gelip, birleştikleri yere Suçatı adını verdirip, gömgök dev bir yılan gibi Silifke’ye, oradan da denize dökülen eşsiz bir doğa başyapıtıdır.
Mut merkezinden bakılınca, sanki Iğdır’dasınız da karşınızda Ağrı dağı vardır! İşte size böyle bir doğa başyapıtı daha; Mağaras dağı. Mut’un masal dağıdır bu da.
Göksu’nun Ermenek koluna doğru gidelim şimdi de. Güneşi öğleye doğru doğup bir iki saat sonra batan, yöredeki tüm cami ses aygıtlarının sesleri birleşip sizi çağırsa bile mümkünü yok duymayacağınız doğa masalı bir yere; doğa başyapıtlarının başyapıtı Yerköprü’ye! Mut’un ve bu yörenin en ünlü çağlayanına. Bu dünyadan koparıp başka bir dünyaya götürür burası sizi. Ama sıkıntısı büyük, büyüyor da…
Karaekşi; Mut’a birkaç adım kadar yakın, buz gibi bir su kaynağı, güneşi arayan yüzlerce çınar, insanı dinlendiren bulunmaz bir başyapıttır burası da.
Başınızı kaldırıp kuzeye doğru bir bakar mısınız? Eğre ve Kestel dağlarına, Kozlar yaylasından aşağıya doğru insan ruhunu uçuran, eşi benzeri olmayan kayalıklara, uçurumlara, tarihle doğayı kucaklaştıran Mavga kalesine…
Çamıyla, ardıcıyla, katranıyla, sandalı ve piynarıyla yemyeşil dağları… Hele hele uçsuz bucaksız Dandı ormanlığı, hele hele içinde kaybolacağınız, yine uçsuz bucaksız, güzelden de öte, Çal ve Eğre katran ormanlıkları…
Köselerli Köyünün kuzeyine doğru bir tepe var ki, sanki kimsesizdir, konuksuzdur! Sinek Tepesi’dir burası da. Oysa Mut Çukurunun en görkemli tepesidir, çevresiuzanıp yatarken o dimdik ayağa kalkan bir devrimcidir!..
Mut’un ortasında bir başyapıt daha, Çınaraltı! Yaz günlerinde bütün Mut’un sığdığı bir avuç yayla, her mevsim birinci adresimiz…
Ve Kızıldağ!… Mut’un bitişiğinde, yer yer 50-100 metre yüksekliğinde, kesintisiz 5 km. uzunluğunda, daha kimsenin yeterinde ayrımına varmadığı, Mut’un doğayla en iç içe olduğu, adı gibi kızıl, başyapıt bir kayalık…
Nasıl sevilmez böyle bir memleket, nasıl!?..

Yazarın Diğer Yazıları
“masaustu
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.