DOLAR
45,3667
EURO
53,3333
ALTIN
6.888,60
BIST
15.040,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
21°C
Mersin
21°C
Az Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
24°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
25°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 47

    “Gıtgıtgıdakkk, gıtgıtgıdakkk!..”
    Karısının daha uyumadığını, sesin de televizyondan geldiğini düşünür bir anda. Gözlerini bir açar ki; ortalık karma karanlık, hanımı uyuyor…
    “Gız kümesin ağzını yine mi unuttuk?! Tavuk sesi geliyor dışarıdan?”
    Karısı da uyanır.
    “Gıtgıtgıdak, gıtgıtgıdak!..”
    “Hav havhav!..”
    Çıkarlar dışarıya; enik havlayıp durur, tavuğun birisi bir ağacın dalında, birisi bir ağacın dalında bağrışıp dururlar, ama horoz yok!
    Anlaşılır ki o da tilkiye ödül!
    Tilkisiz köy mü olur!..
    +++
    “Geçenlerde Karaman’a doktora gittim. Belli ki doktor Atatürkçü birisi. Çünkü odası Atatürk dolu. Olacak ya, benim gömlek cebimin üzerinde de Atatürk var.
    Birinci sıradayım. Adım çağrılınca girdim içeriye. Girerken de ceketimin sol yanını şöyle birazcık topladım. Derdim, benim de Atatürkçü olduğumu anlasın ki biraz daha iyi ilgilensin benimle. Az deyyus değilim ben de arkadaş!
    Atatürk’ü gördü aslında.
    Dışarıda da bir kadın, taa Gülnar’dan getirmişler, inleyip sızlayıp durur. Dedim ki doktora;
    “Doktorum sıra benim, ama dışarıda bir kadın çok sıkıntılı, sıramı ona veriyorum ben.”
    “Tamam.”
    Çağırdılar kadını.
    Kadın çıkınca ben yine girdim. Yine gördü Atatürk’ü, gösterdim daha doğrusu. Ama benim Atatürk hiç mi hiç işe yaramadı arkadaş!”
    +++
    “İlkokul 5’te okuyorum daha. Köyde ebemle dedemin yanındayım…
    Ebemin bir keçisi var, keçinin de bir oğlağı. Ben otlatıyorum onları, ikisi de o kadar sevimli ki, arkadaşlarım. Ben onları beş seviyorsam onlar beni on seviyor ama. Öyle. Ama ebeme daha bir düşkünler, ona sevgileri elli yüz. Ebem de onları öyle bir sever, öyle bir besler ki, sanki çocukları, çocuklarından da öte. Keçinin adı Karakız, oğlağın adı Zıpzıp. İkisi de “meeehhh!” diye ses çıkarır. Ama oğlağın sesi incecik daha.
    Sabah bir güder gelirim, öğleden sonra bir. Akşamsa karaağaç dalı keser gelir, önlerine atıveririm.
    Bir gün evin karşısındaki bahçedeyiz. Karakız’la Zıpzıp da yanımda. Bir duvar var ortada, duvar da ulama otuyla dolu. Zıpzıp tam orada. Yayılıp durur. Birden bir çığlık bir çığlık; “meeeehh, meeehh!..” Yılan soktu sandım ilk anda. Anası bir şey olduğunu anladı, “”meeehh, meeehh!..” Araları 10-15 metre ancak. Meğer ulamanın arasında bir yabanarısı yuvası varmış, arı sokmuş Zıpzıp’ı.
    Bir baktım, o acıyla, o çığlıkla eve doğru koştu Zıpzıp.
    “N’oldu guzum sana, n’oldu?” diyerek ebem ona sarılır, o ebeme sürtünür. Gözünün üstünden sokmuş arı, şişivermiş hemen.
    Okşaya okşaya, öpe öpe bütün sevgisini oraya akıttı ebem.
    İşte Zıpzıp’ın neden yalnızca ebeme koştuğunu o zaman anladım ben de.”

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.