DOLAR
45,4037
EURO
53,3459
ALTIN
6.892,80
BIST
14.779,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
23°C
Mersin
23°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
23°C
Cuma Hafif Yağmurlu
23°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Şerife ÜNÜVAR

MUTLU HAYAT

    Sağlıklı Sofralar Sağlıklı Nesiller ve Tarım

    Günümüz şartlarında dünyanın pek çok ülkesinde açlık, yoksulluk ve kuraklık en önemli sorun haline geldi. Ülkelere çeşitli nedenlerle tarımsal miras yeterli gelmemeye başladı. Bitkisel ve hayvansal üretimlerde verimi artırmanın yolları araştırılmaya başlandı. Konu ile ilgili her ne yapılacaksa etik değerler ve işin kişileri ilgilendiren kısmı olan özellikle sağlık ve ekonomik boyutu da unutulmamalıdır.

    Üretimde ekolojik ve organik uygulamaları yaparken eski öğretilerden de mümkün olduğunca yararlanılmalı. Yaşam da tarıma dair pek çok yörede unutulan, uygulanmayan ama günümüz koşullarına uygun olabilen, geçmişteki kadim (Örneğin yiyecekleri saklayarak uzun vadede yararlanmak ve lezzetlerini artırmak için doğal obruklardan faydalanma imkanlarının artırılması gibi ya da çam ağacından yapılan yayıklarda tereyağı elde etmek ve toprağa gömülerek saklanan patates, yiyecekleri kurutarak ve dondurarak saklama metodu, konserve yapma, tütsüleme ve tuzda saklama gibi örnekleri çoğaltabiliriz) ve benzeri çoğumuzun bildiği ve uyguladığı bilgilerin sağlıklı ve ekonomik  olanları  günümüz şartları ile birleştirilerek (örneğin güneş enerjisi ile çalışan ekonomik, derin dondurucular da saklama )hijyen kurallarına  dikkat edilerek yaygınlaştırılmalıdır.

    Doğadan yararlanarak onunla iş birliği içinde yola çıkılmalı doğa ile inatlaşmamalı, bölgenin dokusunu, toprağını, suyunu koruyarak, vahşi sulama yapılmadan sudan tasarruf etmeye çalışılmalı ve toprağı korumanın çeşitli yolları bulunmalıdır. Her yıl doğal nedenlerle tonlarca verimli toprak kaybetmekteyiz. Zamanımızda bazı ülkelerde ki çöllerde bile çöle uygun bitki ekilerek çöller sulak yeşil alanlara dönüştürülebilmektedir. Ayrıca kullandığımız tüm sular ayrıştırılıp, arıtılarak park ve bahçeleri sulamada tekrar kullanıp fayda sağlanmaya özen gösterilmelidir. Yer altı suları hoyratça kullanmamalı tarım arazilerinin Konya ovasında olduğu gibi hem tarım yapılan tarlaları ve hem de oturum alanlarını tehdit eden büyük obruklara dönüşmesi önlenmelidir. Toprağın çölleşmesine (son yıllarda bazı yerlerde olduğu gibi) meydan vermeyecek uygulamalar ortaya koyulmalıdır. Sulama sistemlerinin en az su kullanarak sulayacak şekilde olması sağlanmalıdır. Tarımda az su isteyen, sıcağa dayanıklı  verimli olan üretimler teşvik edilmelidir. Belki de topraksız tarım gibi projeler şehirlerde ve her yerde yaygınlaştırılmalıdır. Bu sistemler için uygun olan evlerin çatılarından yararlanılmalıdır. Fransa’ da ve birkaç başka ülkede şehrin merkezinde ki uygun bazı binalarda çatı teras bostanları vardır. Hatta bazı büyük binalarda eğimli çatılarda yeşillendirme yapılarak kayak alanları bile oluşturulmuştur. Yapılacak yeni binalarda taşıyacağı ağırlık vs. göz önüne alınarak imara uygun şekilde olmalı ve bu tür uygulamalarda kullanılabilmelidir.

    Gıda sürdürülebilirliği için daima iklim değişikliği unutulmamalı, gündemimizde önceliğimiz olmalıdır. Bölgesel ve yöresel üretimlere ağırlık verilmelidir. Temiz, yorulmamış toprak, temiz, sağlıklı su için gerekli tedbirler acilen ele alınmalı çözümler geliştirilmelidir. Ayrıca iklim değişikliğinin hayatımıza getirdiği biyolojik çeşitlilik kaybı ve tüm olumsuzluklara karşı da sürekli önlemler alınmalı. Yerinde, yerel, pepsititsiz (kimyasalsız) gıda üretimi teşvik edilmeli. Mutlaka kullanılacak ise kimyasal kullanım asgari düzeyde olmalı ve bilinçli şekilde yapılmalı. Sınırları zorlayanlara da kontrol sistemleri ve cezai yaptırım uygulanmalıdır. Üretilen gıdalar ilaçsız, temiz üretim olması için tüm imkanlar zorlanmalıdır. Gıdalar, sağlıklı, güvenilir ve sürdürülebilir olmalıdır. Gıda işi ciddi bir iştir, hafife alınmamalıdır. Toprak, tohum, su, hava, kullanılan her bir birimin tümü için uygun ve uygulanabilen çözümler üretilmeli, hiçbir konu tek başına değil birbiriyle bağlantılı olarak ele alınmalıdır. Sera gazlarının zararlarının en az seviyede olması için de çözümler aranmalıdır. Tüm alanlarla ilgili, detaylı ve yenilenmeye açık, süreklilik içeren arşivler oluşturulmalı ve uygulanabilir, yeni projeler yapılmalıdır.

    Toprağı korumak ve topraktan en verimli şekilde yararlanmak adına imkanların ve yöntemlerin hepsi ele alınıp uygulanmalıdır. Yıllar öncesinin temiz, sağlıklı ve verimli toprağına suyuna, havasına dönmek çok mümkün görünmemekle birlikte ümitsizliğe kapılmadan çalışmaya devam edilmelidir. Kalıcı, sürdürülebilir, ekonomik ve verimli olacak uzun vadeler için önlemler alınmalıdır. Tüm bunlarda kullanılacak gerekli enerjiyi elde etmek için de rüzgâr- dalga-su ve güneş sistemlerinden bazı yerlerde de termal sıcaklılardan daha çok yararlanılacak uygulamalar yapılmalıdır.

    Bu konuların sonuçları yeryüzünde yaşayan tüm canlıları ilgilendirmektedir. Bu nedenle bireysel olarak kişiler, ilgili kurumlardaki idareciler ve yerel yönetimler herkes üzerine düşeni yapması gerekmektedir. Her bölgenin iklim, toprak, su gibi coğrafi özellikleri göz önün de bulundurularak oraya uygun üretimlere ağırlık verilmelidir Kısa vadede kar amaçlayan, moda olan ama yörenin yapısına uygun olmayan hatta bazı şartlarda kullanılan tarımsal ilaç ve gübre nedeniyle toprağın yapısının değişmesine neden olan üretimlerden uzak durulmalıdır

    Bunların dışında çok önemli bir diğer konu da yapılan üretimler için devlet eliyle daha fazla pazar oluşturulmalı, üreticiye satış ve sürdürülebilirlik güvencesi sağlanmalıdır. Bu doğrultuda küçük yerel ve aile işletmelerine de özellikle destek çıkılmalıdır. Elbette birtakım tedbirler alınıyor ama yetersiz kaldığı yerlerde oluyor maalesef.

    Ayrıca evlerde, yemek fabrikalarında ve diğer üretim yerlerinde atık (sebze atıkları vs.) artık ve artanlar örneğin kabak kabuğu, patlıcan börkü, ıspanak kökü gibi olanların (Tencerede vb. yerlerde kalan) değerlendirme yöntemleri de hijyen kurallarına dikkat ederek ayrı ayrı ele alınmalıdır. Tüketilebilir boyutta olanların tekrar değerlendirilmesine hem ekonomik hem de kaynaklar bazında önem verilmelidir. İnsan gıdası olarak kullanılmaz olanların da (lokantada tabağınızda kalan yemek, vb. gibi besinler) ise hayvan yemi olarak kullanılmalı ya da kompost gübre yapılması sağlamalı. “Mutfakta çöp yoktur” prensibi ilke edinilmelidir.

    Herkesin güvenli ve sağlıklı gıdaya erişiminin, sürdürülebilir, ucuz ve kolay olması için çaba harcanmalıdır Menülerle ailenin özelliklerinin göz önüne alındığı, ailedeki bireylerin fiziksel ve bireysel özelliklerinin gözetildiği, bütçenin dikkate alındığı, israfsız, miktar ve çeşit bakımından yeterli, mevsime uygun, sağlıklı ve sezgisel beslenmeye önem verilmeli, toprağa, besine ve tabaktaki yiyeceğe sahip çıkılmalıdır. Besinin tarladan -çatala gelinceye kadar ki üretim, saklama, hazırlama gibi her aşaması mutlaka doğru işlemlerle değerlendirilmelidir. Bireylerde ve toplumlarda ekonomik- sağlıklı mutfak bilinci geliştirilmeli, sağlıklı bireyler için “Hazır- hızlı- ye- kalk” alışkanlığının doğurduğu bol kalorili, içinde ne olduğunun pek bilinmediği zehirlenme olasılığı olan “sağlıksız, zararlı, çöp gıda” dediğimiz “gıdamsı” yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Sağlıklı nesiller için endüstrinin işlediği kar amacı güden sağlıksız besinin mutfağa hâkim olmasına izin verilmemeli, işlenmiş gıda mutfakta en asgari ve zorunlu hallerde kullanılmalıdır. Sağlıklı ve ekonomik tencere yemeklerine öncelik verilerek, aile sofralarında keyifle buluşulacak ortamlar hazırlanmalıdır. Bu konunun önemini vurgulamak için kurumlarca farkındalık ve bilinçlendirme eğitimlerine ağırlık verilmeli ve çeşitli yöntemlerle doğru bilgi yaygınlaştırılmalıdır. Mümkün olduğunca geleneksellik ile günümüz hayat şartlarının getirdiği modernlite birlikteliğinin iç içe olacağı keyifli aile ortamları oluşturulmalıdır. Örneğin arada bir evde yapılan ev yapımı pizza ile pizza günü ya da çiğ köfte günü yapılabilir. Ev dışında kolay ulaşılan yiyecekleri evdeki sağlıklı malzeme ile yapıp, güzel bir sunum ile dışarıda yeme isteğini tatmin edip, birlikte geçirilen zaman da böylelikle daha keyifli hale getirilebilir. Sofraların sağlıklı nesiller ve sağlıklı toplumlar için hem fizyolojik hem de ruhen doyum sağlayacak şekilde olmasına özen göstermeliyiz. Sağlıkla kalın.

    Şerife Ünüvar

    Şerife_UnuvarQhotmail.com

    Yazarın Diğer Yazıları