İktidar, gerek ara seçim gerekse erken seçimden kaçıyor. Kendi yaptırdıkları kamuoyu yoklamasında bile umduğunu bulmaktan uzaklar. Azıcık umut ışığı görse derhal hodri meydan derlerdi. Onlar salak değil, 24 yıllık iktidarlarında tuzun koktuğunu biliyorlar. Yüzde 05’den aldıkları enflasyonu yüzde 40’a çıkardılar. Fiyat artışlarının önlenemez oluşu, ortadakilerin dahi açlık sınırlarını solda sıfır bırakması, çöplerden döküntü, çürümüş sebze meyve döküntüsünden yarı çürük yiyecek toplayanların sayısının gün geçtikçe artması ürkütüyor onları.
Yıl 2002, çay ve simit hesabıyla biliyoruz ki iktidar oldunuz. 70 yıllık Cumhuriyet kazanımlarını halkımıza inat özelleştirdiniz. Topluma refah vaatleriniz tersine tepti. Yağlı ballı, börekli değil kuru ekmek bulamaz oldu millet. Vatandaşlarımızın yüzde 65’i yoksulluk sınırı altında gelirle geçinmek zoundadır. Bu da toplumda alarm zillerinin çaldığının adıdır.
Bırakalım olumlu olanı, değil hayal kurma şansı bile elinden alınmış halkın. Düşleri de yasaklanan bir ülkede mutlu insan ara da bulasınız. Bir kere yara kanser olup dağılmış vücuda. Nereden tutsanız elinizde kalıyor. 2002 öncesi tarımsal alanda kendi kendine yeten yedi ülkeden biriydik. Bu yüzde 60’ımız pazarlarda çürük atılmış yiyecek toplar duruma düştük. Bu Türkiye manzarasına üzülmemek elde mi?
Yönetenlerce sanki ülke güllük gülistanlık. Mutlu bir Türkiye fotoğrafını dalga geçercesine bir de anlatmazlar mı? Güler misiniz, ağlar mısınız? Toplum olarak cahiliz, gelecek tehlikeleri görmede acemiyiz belki; tatlı umutlarımızı çıkarlarınıza bari kurban etmeyin.
Yazık!..
CEMİL COŞGUN


