DOLAR
16,8853
EURO
17,8334
ALTIN
992,10
BIST
2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
28°C
Mersin
28°C
Açık
Pazar Açık
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
29°C
Salı Az Bulutlu
30°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C

GÖÇERLER ARASINDA CANBAZ AİLESİ

Bu günler yörük dostlarımın göç günleri, nisan ortaları Akdeniz sahillerinden yollara düşüp kimi Sartavul geçidini aşarak, Hacı Baba Dağının eteklerinden, kimi Taşeli Platosunun otlu koyaklarını, steplerini aşarak Toroslardaki yaylalarına geliyorlar.

Onları yol boyu karşılayıp hal hatırlarını sormak gelenek oldu benim için. Bazı yıllar Gülnar’ın Erikderesine kadar uzatırım yolu. Orda Ulupınar köyünde Emine Sezgin cadım vardır, onun çayını içip hatırını sormadan dönmem. Sonra yol üzerinde hangi oba varsa onlara katılır, dayanabildiğim kadar yürürüm, kamp yapacaksam davar gütmeye çıkarım. Tabi ki hep yarım yamalak olur bu davar gütmelerim, başa yetirmek için gerçek bir yörük olmak gerek.

Kış aylarında Ovacık, Aydıncık’taki obaları gezerken Halil Öz arkadaşımla sözleşmiştik, mayıs ortalarında Ermenek’te buluşup gelip geçen obalarla hasbihal edecek, çocuklara götürdüğümüz armağanları verecektik. Ne çare her zaman dilendiği gibi olmuyor. Halil ile Ermenek’te buluşma sözümüz olmayınca biz de İrfan ve Şafak ile birlikte Barcın Yaylasına gitmeye karar verdik. Musa Gök kardeşim yaşlı anası ve iki kardeşi Kenan ve Mehmet’le birlikte oradaydılar.

Bolay Yaylasında otobüsten iner inmez baharın binbir çeşit kokusunu içimize çektik. Sırt çantalarımızı yüklenip derenin kıyısındaki mescide doğru yürüdük. Mescidin önündeki çeşme başında karnımızı doyurup Musa’nın obasına doğru yürüyecektik.

Önümüzde gürül gürül akıyordu dere, derenin iki yakasındaki çayırlıklar safi sarıçiçekti. Şubat mart aylarında kardelenlerle, navruzlarla donanan kayalıkların çevresi yemyeşil olmuştu. Derenin kıyısına inip yürümeye başladık. Çetmi yol ayrımına kadar dereyi takip ederek yürüyecek, sonra Çetmi yolunda bir boğazda konaklayan Musa’nın obasına ulaşacaktık. Bir yanımız çayırlıktı, bir yanımızda kavisler çizerek akıp gidiyordu dere. Bu derenin suları kayalıkların arasından geçip Ayboğazı şelalesini oluştruyor, Çetmi’nin, Sazak’ın bağına bahçesine bereket saçarak Göksu Irmağına kavuşuyor.

Barcın Yaylasında Taşeli platosunun tam ortasındaydık. Bir yanımızda Bolay Dağları, bir yanımızda Başyayla, Yörük Pazarı ve Sarıveliler, az ötemizde bir sürü suya doğru iniyordu. İki çocuk ve bir kadın vardı sürünün başında. Köpekler dolanıyordu sürünün çevresinde. Sürüye doğru yürüdük, çocuklar bir kayanın üzerine çıkmış bizi izliyorlardı. Onları yanımıza çağırdık, koşarak geldiler. Mehmet ve Nazlı ile tanıştık. Okula gidiyorlarmış ama göç başlayınca erkenden bırakmışlar okulu. Mehmet okumayı çok seviyormuş, onlara kitaplarımı verdim iki kardeş okusunlar, diye. Sürünün ardın gelen anneleri geldi yanımıza. Güleryüzlü bir yörük kızıyda Rukiye. Rahmetli Gaga Kerim’in yeğeniymiş.Misafir alır mısınız, deyince yolun üst başında kurulu çadırı gösterdi. Çadır orda, Mehmet sizi götürsün, diye. Ayaküstü biraz sohbet ettikten sonra Mehmet’in peşine düşüp çadıra doğru yürüdük, . Özlem vardı çadırda, tokalaştık ama sorduğum hiçbir soruya yanıt vermiyordu. O duymaz, dedi Mehmet. Sonra çadırda toplaşınca Rukiye anlattı Özlem’,in başına gelenleri. Daha üç yaşındayken boğuşan köpeklerin arasında kalmış. Onlardan kaçayım derken düşüp başından yaralanmış, havale geçirmiş, duymaz, konuşamaz olmuş. Doktoırlar kulakçık vermişler ama onu da Özlem takmamış.

Obanın reisi Ali ile büyük oğlu Kadir Cuma namazı için Taşkent’e gitmişler. Babasından önce Kadir geldi. Tam bir yörük delikanlısı Kadir.

Ali Canbaz ailesi kışları Aydıncık’ın Teknecik Mahallesinde kalıyorlarmış. Yazı Taşkent’in yaylasında kalacaklarmış. Yani bir konaklık yolları kalmış.

Rukiye bütün göçer kadınları gibi bilge ve hünerli. Kışlakta ıstarını kurup yün ala, yanışlı ala çuval dokuyormuş, ona da annesi öğretmiş. Erinmeden kalktı dokuduğu şeyleri çıkarıp gösterdi. Çadırda biz Ali ile sohbet ederken Nazlı benim şiirleri okuyor annesi Rukiye dinliyordu. Bir gezgin, bir yazar için kara çadırda okunmaktan güzel ne olabilirdi ki.

Sabah Kadir bizi Musa Gök’ün obasına ulaştırdı. Öğleye yakın da Alatalı arkadaşımız, iyi fotoğrafçı ve gezgin Hasan Hüseyin Kahraman motoru ile çıkageldi. Dört gezgin öğleden sonra yollara düşecek, akşama doğru Bolay Yaylasında bir çeşme başında kampımızı kuracaktık.

Zeki OĞUZ

15 Mayıs 2017

Yazarın Diğer Yazıları
“masaustu
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.