DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Hafif Yağmurlu
26°C
Mersin
26°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Yağmurlu
19°C
Pazar Yağmurlu
19°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Salı Hafif Yağmurlu
20°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    HEPSİ BİRKAÇ DOMATES, BİRKAÇ BİBER, BİRKAÇ SALATALIK İÇİN, BİR DE KEKİK

    Yayladayım, bir arkadaşımı aradım;
    “Kekik toplamaya gideceğim, gider misin?” dedim.
    “Dün çok yoruldum, gidemem” dedi.
    Bir başkasını aradım, çocukları geldi onun da, iki gün sonra gidecekler;
    “Ben gitmeyeyim” dedi o da.
    İş başa düştü…
    Böylece belki de daha özgür olurum dağlarda. Bir yandan da ben yorulmayı seven birisiyim, arkadaşlarımı saatlerce onca kepirin arasındave de güneşin altında yormam.
    Ver elini Torosların gırı, koyakları, güzelim otları, çiçekleri…
    Koyaklar kırmızı toprak, kimi koyakların özellikle bir yönü kayalıklı/inli, kimi koyaklarda Yörük çadırları/çatmaları, kimi koyaklarda buğday ya da nohut ekili, çoğunluk koyaklar ise boş.
    Kışın kekiksiz olamayız biz. Kekik mi, ille de gır kekiği…
    Adını bilemediğim yüzlerce ot/çiçek. Buraların büyük varsıllığı bu. Ve her şey yağmura bağlı olsa da hepsi susuzluğa dayanıklı.
    Kekikler öyle salına salına değil, eski kuru saplarıyla yeni yeşil saplar iç içe, bu yüzden biraz sabır ister kekik toplamak buralarda.
    Derken koyağın birisinde bir Yörük çadırına uğradım. İki kişi uzunlama katın dibinde koyun kırkıyor. Çadırın önünde bir kadın;
    “Ters var mı satılık?”
    “Bizde yok, ama kazarsan hooo inin önünde var.”
    Usumda diktiğim birkaç kök domatesi, biberi, salatalığı, lahanayı ve maydanozu sevindirmek, ille de.
    Nedir ne değildir, bakmaya gittim önce. Yumuşak yüzü büyük oranda toplanmış, kalan tabaka tümüyle kat kat sert tezek. Yine de köşede bucakta bir iki çuvallık var.
    Geldim yeniden çadırın yanına;
    “Küreğiniz var mı, iki de çuval istiyorum?”
    Çocuğun oyuncağıymış kürek; sapı ortasından kırık, ikiye bir çıkıverir, çuvalın birisi sağlam birisinin on yerinde on parçalanma.
    Toplayıp çuvallaması neyse de, çuvalları taaa arabaya kadar götürmesi zorların zoru. Elli kilodan az değil çuvallar. Zamanında kemik erimesi geçirsem de, güneş emimle(ilaç) güçlendirmişim kemiklerimi! Değilse kolay mı!?
    Bereket biraz uzaktan anaları tarafından gözetilen iki köpek eniği yetişti yardımıma. Havhavlarını keserek yanıma kadar yaklaştılar. Onların eşliğinde önce birinci çuvalı sırtlayarak, hiç de kolay değil bu, arabaya kadar götürdüm. Alışık olmasam canım tükenecek sanki. Sonra ikinci çuvalı…
    Belki kiminiz bana, “Delisin sen” diyorsunuzdur şu anda. İnanın ki ben de diyorum bunu kendime.
    Ama inanın ki bu bir tutku; çocukluğumun güzelim tadı, ikinci arkadaşımın sözleriyle, “avarları sevindirmek”, yapay gübreye hayır…
    Bir banyo, bir de tavşankanı çay. Ohh!..
    Avarların gözü kulağı bende…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.