DOLAR
16,8853
EURO
17,8334
ALTIN
992,10
BIST
2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
28°C
Mersin
28°C
Açık
Pazar Açık
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
29°C
Salı Parçalı Bulutlu
30°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C

Mehmet ÜNLÜ

BİZİM MEMLEKET

JAPON BALIĞI

Ramazan Bayramında,  İstanbul’dan torunlarım gelmişti.Güzel bir bayram tatili geçirmiştik.Geri dönerlerken yanlarında getirmiş oldukları Japon Balığını bana bıraktılar.Fanus içinde tek olarak yaşayan güzel bir balıktı.Daha önce hiç balık beslememiştim.Fanusta yaşayan bir Japon balığının özelliklerini de bilmiyordum.Hemen araştırdım.Japon balıklarının sanıldığı gibi Japonlarla bir ilgisi yokmuş.Genleriyle oynanmış bir balık türü imiş.”Çinli altın balık” diye anılırlarmış.

Isı değişimlerinden fazla etkilenmedikleri için bakımı kolaymış.Doğru beslenme ve bakımla ömürleri beş yıla çıkabiliyormuş.Hem etçil hem de otçul oluyorlarmış.Kendisinden küçük balıkları yiyebilirlermiş.Benim için en önemli olan kısmı;Japon balıklarına yemlerini düzenli ve fazla vermememiz gerekirmiş.Nedeni de,bu balık türünde  “doyma hissiyatı” bulunmazmış..Eşim torun bakmak için İstanbul’a giderken sıkı sıkı tembihlemişti,”sabah şu kadar akşam şu kadar yem verilecek,aman fazla verme  “ demişti.Şimdi anladım.Artık bizim evde “doyumsuz” bir canlı vardı.

Doyumsuzluk sadece insanlara has bir olay olarak biliyordum.Yanılmışım.Genelde doyumsuzluğu,içsel bir fakirleşme yani maneviyatı yok edip onun boşluğunu maddeyle doldurmaya çalışmakla tarif edilebilir.

Bu balığın, insanlarda olan bu özelliğini nereden aldığını  merak ettim doğrusu..Kendinden küçük olan yani güçsüz olan hemcinsini yemesi ayrı  bir merak konusu..Her yem verişimde takılıyorum bu balığa,”insan kılıklı,doyumsuz,zayıfı ezen sarı altın” nasılsın bugün diye takılıyorum..Sanki anlıyormuş gibi kuyruk sallamalarını arttırıyor,kendince oyunlar yapıyor.Aslında sevimli bir tarafı da var.Ama “doyumsuz” olması bende antipati yarattı.

İnsan doyumsuzdur,hırslıdır,anladık da bu balık neden böyle bir huy edinmiş? İnsanlar,Tüketim çılgınlığına kendini kaptırmış,yeme ,içme,sağlık,barınma,giyinme,eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılıyor olsa da yeni arayışlar içine giriyor,daha fazlasını,daha fazlasını istiyor.Daha çok kazanma,daha çok harcama mutluluk getirmiyor aksine insanları strese sokuyor.Doyumsuzluk bir hastalık haline geliyor.Bu balıktaki daha fazla yeme hırsı bir gün onun sonunu getirecek, bilmiyor.Aynı insanlar gibi.Halk arasında sık kullanılan  bir deyim var ya ”İnsanın gözünü ancak kara toprak doyurur”..Bu balığın gözünü ne doyuracak acaba?

Uzman Psikolog Ayşe Yanık Knutsen,(Anne Ben Niye Doyumsuzum? )  kitabında,doyumsuzluk hastalığına dikkat çekerek,”teknolojik araçlarla beraber mutsuzluk virüsü yayılıyor “demiş.  ”İnsanın,hayat boyunca hep daha fazlasını elde etmesine rağmen mutlu olmadığını”  dile getiren Knutsen,”doyumsuzluk mutsuzluk virüsüdür.Bu virüs teknolojik araçlarla hızla yayılıyor.Doyumsuzluk artık öyle bir noktaya geldi ki,hiçbir şeye sahip olmayı istememek durumu oluşuyor.Çünkü “her şeyim var ama mutsuzum” diyenlerin sayısı hızla artıyor..Netice olarak doyumsuzluk  ruhsal çöküntüleri ve hastalıkları tetikliyor.Elimizdekilere şükür etmek yerine hep daha fazlanın,daha iyinin,daha güzelin,daha yeninin peşinde koşuyoruz.Daha’lara ulaşmak için anın güzelliklerine sırtımızı dönüyoruz.Bu arayışın sonu ise mutluluk getirmiyor.Sürekli tüketimin sonucu,sürekli doyumsuzluk oluyor.”

Doyma hissiyatı bulunmayan Japon balığındaki biyolojik yapı insanlara benziyor olsa da, o sadece kendine zarar verebilir.Oysa, Allah insanları yaratırken bir çok meziyetleri de beraberinde vermiş,nefs gibi,ruh gibi..şükretme duygusu gibi..doğru ve yanlışı ayırt etme gibi.İslami bir yaşantı ile,sünnetlere bağlı kalarak çağımızın hastalığı “doyumsuzluğu” tedavi edebiliriz.Yoksa Japon balığı gibi,sadece kendimize  değil ,topluma da zarar verebiliriz.

“Ey ademoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin,yiyin için fakat israf etmeyin.Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”

“Servet biriktirip yığarak,başında tekrar tekrar sayanların vay haline!”

“Onlar,namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.”

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir”

“Az yiyin,az konuşun,az uyuyun”

Dinimiz ne güzel bir din.Keşke toplum olarak eksiksiz yaşayabilseydik..

Birçok hastalıklardan kurtulur,daha huzurlu,daha mutlu bir yaşantımız olurdu….

Mehmet Ünlü

Yazarın Diğer Yazıları
“masaustu
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.