Gülnar’ın Konur köyünden birisi pazarcılık yapar. Bir gün Mersin’e meyve sebze almaya gider. Epeyce de ıspanak alır. Hani şu boğum boğum bağlanmış ıspanaktan. Olacak ya, yarısını bile satamaz. Dayanır mı ıspanak, çürümeye başlar. Bu da ne yapsın, çöp kutusuna döküverir. Tam orada da postacı bir mektup getirir kendisine. Mektup da askerdeki arkadaşı Hüseyin’den.
Neyse, akşam eve varınca okur mektubu. Mektubun sonunda arkadaşı, “Köyde olup bitenleri yaz gönder bana” der. Şunları yazar bu da:
“Ispanağı ayağımla deperim
Sana hasret, gözlerinden öperim.
Sarı Ahmet oğlu Ahmet güder davarı
Sizin danalar bozdu bizim avarı.
Acıoğlan’ın arabası gırıldı
Gayış Garı yokuşu çıkamaz oldu yoruldu.
Mıhlı Yusuf Gocada kör oldu.
Benim havadisim bu kadar”
+++
“Abim Mustafa’nın dükkânından bir belediye çalışanı alışveriş yapar. Ama 300 lira kadar borcunu da bir türlü ödemez. Bir gün abim yanıma geldi, “Gel seninle belediyeye gidelim bir” dedi. Tabi anlattı abim durumu. Vardık başkanın yanına:
“Böyle böyle Başkanım, bana bir yardımcı olsanız.”
“Tamam Mustafa Abi, çözerim senin bu sorunu, ayın on beşinde gel yanıma.”
Tam kapıdan çıkacağız, bir adam daha bekleyip durur kapının ağzında.
“Senin derdin ne?” diye sordu Başkan.
“Sayın Başkanım, sizden birisi benden kurbanlık aldı, daha parasını vermedi.”
“Ulen utanma diye bir şey var, dört beş gün oldu daha bayram biteli, getirip verecektir sahır!”
“Yok Başkanım, geçen yılki kurbanlık bu.”
Çağırttı adamı Başkan, “Sana 15 dakika süre, parayı getirip vereceksin bu adama!”
10 dakika bile olmadan parayı getirip verdi adam.
+++
Sarıkavak yöresinde bir köy…
Ahmet askerlikten yeni gelmiş, köyün çevresinde hayvan çobanlığı yapmakta…
Silifke’nin Mara yöresindeki bir köyde evlenmiş boşanmış bir kadın var, istemeye giderler. Hatta kadını alır gelirler bile. Ne Ahmet kadını görür önceden ne kadın Ahmet’i.
Dağdan gelince Ahmet kadını bir görür, içine hiç sinmez, karaca, kiloluca bir şey, üstelik evlenmiş ayrılmış…
“Ben istemem bunu, Osman’a (kardeşi) alıverin” der.
Şuydu buydu, akşam gerdeğe katıverirler bunları.
Sabah bir kalkarlar ki, yüzlerinde güller açar, ikisinin de.
Ve o kadar iyi anlaşırlar ki, birbirlerini hiç bir zaman incitmezler…


