Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
11°C
Mersin
11°C
Az Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
12°C
Cuma Az Bulutlu
14°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
12°C

Nasreddin Hoca

NASREDDİN HOCA FIKRALARI

    Önce Kıyafetleri Doyurmalı

    Sultan sarayda görkemli bir şölen vermişti. Nasreddin Hoca da saraya gelen güzel güzel giyinmiş misafirleri izliyordu. Sonra kendi üzerindeki paçavralara dokundu ve şenliğe katılan insanların üzerindeki şık seten ve ipeklerle karşılaştırdı. Karnı açlıktan gurulduyordu. Ziyafet sofrasındaki güzel yiyecekleri düşündü. Karnının açlığının etkisiyle saray kapısına doğru yürüdü ve kendini muhafızlara tanıttı.

    Geleneklere uygun olarak misafirperver bir şekilde isteği geri çevrilmedi, muhafızlar şölene katılmasına izin verdiler. Muhafızlar onu ziyafet masasının en sonuna oturttular. Sonra lezzetli yiyecekler tepsilerle iyi yetişmiş garsonlar tarafından masaya getirildi fakat masanın sonuna Nasreddin Hoca’nın oturduğu yere gelindiğinde tepsiler boşalmıştı.

    Nasreddin Hoca üzgün bir şekilde kullanılmamış tabağının başından kalkarak saraydan dışarıya çıktı. Sonra zengin bir arkadaşının evine giderek olanları ona anlattı. “Senden bir takım kıyafet ödünç alabilir miyim?” dedi. Arkadaşı ona zengin kıyafetler ve ona uygun şık bir sarık verdı. Nasrettin Hoca saraya geri döndü ve muhafızlara kendini tanıttı. Muhafızlar onu iyi kıyafetler içinde görünce ona inanmadılar, onun ziyarete gelen bir prens olduğunu düşündüler ve onu önünde eğilerek selamladılar.

    Muhafızlar ona eşlik ederek onu içeriye masanın en başına oturttular. Yeniden tepsiler dolusu yemek sofraya geldi. Bu sefer garsonlar Hoca’ya tabağını lezzetli yiyeceklerle doldurdular. Çok geçmeden bütün herkes Hoca’ya bakmaya başladı. Koluna sos döktü, sarığına içecek döktü, bütün mantosunu yemekle kapladı. Sonunda yanında oturanlar çekinerek: “Neden şık kıyafetinizi kirletiyorsunuz ?” diye sordular. “Eğer kıyafetim şimdi kötü görünüyorsa çok özür dilerim.” dedi Hoca. “Fakat bu yemekleri yememe vesile olan bu kıyafetler, o yüzden doymak önce onların hakkı.”

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.