Bugünkü şairimiz Hüseyin Yurttaş
Yıldız Baskını
yıldız baskınıdır bu
beni birden görüngemden çıkaran
bu kalabalık gökyüzü
göğsümden taşan sevinç
gözleri çiçek çocuklar gibi
sesimde kelebekler
yıldız baskınıdır bu
saat sıfırı vurunca
beni uzayın koynuna bırakın
hangi soyaçekim
hangi kardeşçe düzen
yıldızları bu denli birbirine benzeten
bire hey aklımı alacak
oralarda neler var
oralarda neler var
durdurun beni
durdurun düşeceğim
ey eli silahlı dünyalılar
+++
Deniz
deniz’di adı, yaşıtımdı
ince uzun dal gibi
uzandı devrim diye bir sabaha
gülünü sunmak için
deniz’di adı, yaşıtımdı
inceydi, uzundu dal gibi
uzandı devrim diye bir sabaha
ansızın oldu akşam
deniz’di adı, yaşıtımdı
inceydi, uzundu dal gibi
uzandı devrimin ala şafağına
kaldı eli böğründe
‘gülünün solduğu akşam’
+++
Bahardı
Göğerdi dallarımız
Irmak boylarına yürüdük
İçimizde parıltılı güneşler
Önümüzde düşlerimiz
Adlarımızın ilk harfleri
Ağaç kabuklarında
Bir yağmur başladı ansızın
Kaçmak ne mümkün
Suçlusu bizdik bu baskının
Gökte çılgın bulutlar
Sırılsıklam yürüdüğümüz yollarda
Telaşlı ayak izlerimiz
Yüzünde damlacıklar
Büyülü bir düşle aralanmış kirpiklerin
Bir ağaç kovuğunda
Tüte tüte sokulduğun göğsüm
Nasıl da çocuk bu ilk yangınında
Bulanan sularla geliyor ırmak
Yalnızlığımızın üstüne
Köprüleri aştı aşacak
Islak saçların yapışmış tenine
Öpsem yangınım bulaşacak
Bu “delikanlı bahar”
Anlıyor bizi
Ve gökleri kırbaçlıyor
Yağsın diye bu yağmur
Sonsuza kadar
Hüseyin YURTTAŞ
Sevgiyle, sağlıkla, şiirle, saybanla…



