Meğer insanın ne çok öğretmeni varmış!..
+++
Velhasıl şuymuşsun buymuşsun, ortalık yangın yeri, suyun yakınından bile geçmiyorsun be arkadaş!..
+++
“Haydi yallah içeri, derdini sonra anlatırsın!..”
+++
Meğer insan ne çok öğrencilik taşırmış!..
+++
Kış mı var, soğuğu hiç tatmadıysan senden kuşkulanırım arkadaş!
+++
Beni niçin doğuracaksın anne?..
Oyuncaksız, aç susuz büyümem için mi, dinci ve kinci olmam için mi, beş diploma alsam da işsiz kalmam için mi, evlenememeyim, çoluk çocuk sahibi olamayayım diye mi?..
Beni niçin doğuracaksın anne?..
+++
Kirazlar kaç çiçek açtı sen içeri gireli, biliyor musun?..
İğdeler kaç çiçek açtı siz içeri gireli, biliyor musunuz?..
+++
Okuduğum kitapları içimden çıkarıp atsam, geriye ne kalırım ki?..
+++
Güneşse karanlığı kaldıran, küçücük bir güneş ol sen de…
+++
Bir yakasında şiir, bir yakasında türkü…
+++
Hastaneler ve hapishaneler tıklım tıklım mı, tamam!…
+++
Biricik içeri istiyorum, doğa.
+++
Dinleyin, bir çığlık geliyor dağlardan!…
+++
“Giysi özgürlüğü” bir “rahat” geldi ki öğretmenlere…
+++
Doğum oranı tepetaklakmış…
Saymaya başlasam şimdi; ekonomi, karamsarlık, umutsuzluk…. Ohoooo!…
Sevgiyle, sağlıkla, saybanla…


