DOLAR
32,4013
EURO
34,5455
ALTIN
2.458,49
BIST
9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
24°C
Mersin
24°C
Açık
Salı Açık
26°C
Çarşamba Açık
25°C
Perşembe Az Bulutlu
22°C
Cuma Az Bulutlu
21°C

Nurhan YILDIZ BAKANER

BÖĞÜRTLEN SEVDASI

SOKAĞIN ÇOCUKLARI

Eylül o gün yola çıktığında başka bir dünyaya yolculuk ediyormuş gibi hissediyordu. Akşam olmuş güneş başka bir yerde sabahı bekleyenlere umut olmaya devam ediyordu. Eylül Karaköy iskelesine gitmek için otobüse bindi ve en yakın durakta indi. Galata Köprüsünün bitimindeki alt geçide doğru yürürken arkasına bakma isteğiyle dönünce, Boğaza hâkim olan Galata Kulesinin kendisini gözetliyor gibi tuhaf bir duyguya kapıldı.
Akşam oldu mu İstanbul bir başka güzel olur olmasına da onca güzelliğin arkasında gizlenen yanları da tüm çıplaklığıyla serilir gözlerinizin önüne. Alt geçitler, köprü altları en can alıcı mekânlar haline dönüşüverir. Sokakta kalan evsizlere ev, ailesi olmayan çocuklara yuva haline gelir.
Eylül geçidin merdivenlerine geldiğinde bu defa da bütün ihtişamıyla Sultanahmet ve Ayasofya salınıyordu gökyüzünde, biraz durup buruk bir gülümsemeyle seyretti onları. Bugün bütün güzellikleri ruhuna doldurmak istiyordu ama geçidin basamaklarını inerken içeriden gelen is kokusu ve yağmurun içeride bıraktığı küf kokusunu alınca burnunun direği sızladı. Akşamın karanlığına doğru ilerleyen Eylül, nerede olduğunu unutmuş gibiydi. Uzakta görünen sokak çocuklarının sesi duyuluyor ama ne söyledikleri anlaşılmıyordu. Gözünden uykusuzluk damlayan endişeli gözleriyle çocuklara baktı ve onlara doğru yürümeye başladı. Yaklaştıkça içindeki duygu bir başka duyguya yani acımakla, acınmak arasında gidip gelen bir duyguya dönüşmüştü.
Biraz daha yaklaşınca içlerinden birinin: “Abla ya bize para versene” sesiyle bir anda irkildi. Gri renkli kapüşonlu paltosunun ceplerini karıştırmaya başladı. Bir yandan da o çocukların çalınan yaşamlarına kızarak, “kahretsin yine geceden karanlık yaşamların içine mi düştüm” diye içinden geçirdi. Sonra elleriyle ceplerini yokladı. Neden sonra çocuklardan birinin sanki kulağıma eğilip söylemiş gibi: ”boş verin ya, bu Abla da bizden” demesiyle duvarlara çizilen resimlerin yansıyan görüntüsü yüreğine düştü. Az önce onların yaşadığı zorlu duruma üzülürken şimdi onlar Eylül’e üzülüyordu. Onların baktığı resimle onun gördüğü resim farklıydı. Bu çelişkiyle orada öylece kalakaldı, ne yapacağını nasıl davranacağını şaşırmıştı! Sadece içindeki merhamet duygusunun verdiği sıcaklıkla gülümseyerek yürümeye çalıştı.

>> Devam edecek >>

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Nuray Öngeç dedi ki:

    Kutluyorum canım, Keyifle ama sorgulayarak ve hüzünle okudum, sevgilerimle

    1. Nurhan Yıldız Bakaner dedi ki:

      Nuray hanımcığım, teşekkür ederim. Hüzünlenmemek elimizde değil. Selamlar saygılar gönderiyorum İstanbul’dan.