Mut İlçemiz

SİYAH BEYAZ MUT’LU / 12

SİYAH BEYAZ MUT’LU / 12
Serkan YALÇIN
Serkan YALÇIN( smmmser@hotmail.com )
18 Eylül 2020 - 14:50

VOLKAN

Zamanın geri getiremediklerini tartışacak halim yok. İnsan bir sevdiğini kaybedince öyle hemen unutamazmış. Yavaş yavaş unuturmuş. Ne bileyim önce sesini unuturmuş sonra yavaş yavaş yüzünü, sonra da yavaş yavaş varlığını unutmaya başlarmış. Bizim acılarımızda böyle oldu. Unutması zaman aldı ama bahsedildiği gibi oldu. Şimdi tüm kaybettiklerimin yanına ziyarete gidiyorum. Mut Mezarlığına. Birdi iki oldular, ikiydi üç oldular derken bir mahalle oldular. Her zaman en zor olan gurbetten memlekete geldiğimde,  kaybettiklerimin yaşayanlardan daha fazla olduğunu bilmek.

Hayatımız boyunca hepimizin keşkeleri oldu. Yapmasam dediği veyahut keşke yapsaydım dediği şeyler oldu mutlaka. Ben de hayatımdaki en büyük pişmanlığımdan bahsedeceğim sizlere.

                2001 ile 2007 yılları arasında erkek kardeşim Volkan ile aynı evde yaşamaya başladık. Ankara’da kendisine bir iş bulduk. Kardeşimin müziğe karşı aşırı ilgi ve merakı vardı. Askerliği bando eri olarak yaptığından dolayı baterist olmak istiyordu. Biz bu süreç içerisinde kendisine bir bateri almak için çok uğraştık. Tam bateri parasını biriktiriyoruz mutlaka bir zorunlu ihtiyaç ön plana çıkıyor ve bu hayali erteliyorduk. Volkan benden çok daha hayalperestti. Doğayı, doğal yaşamı çok severdi. Balık tutmayı ve kamp hayatını çok severdi. Yıllarca onu dinledim. O kadar çok hayal kurardı ki, abi yat artık derdim ve çoğu zaman boşa hayaller kurma olmaz derdim. Bazen de üzülmesin diye olur yaparsın inşallah derdim.

                Volkan’ın en büyük hayali Mut gençlerinin içerisinden bir müzik grubu kurmaktı. Anlatır, sabahlara kadar anlatır, ben de mesaim sanki buymuş gibi dinlerdim. Derdim ki, hadi sen bateri çaldın bunun gitaristi var, solisti var, sazcısı var, nasıl olacak bu iş. Hepsini bulacağım derdi. Mut’ta bu potansiyel var ben biliyorum derdi.

                Onunla dalga geçtiğim, sinirlendirdiğim zamanlar bile oldu. 2007 yılında evlendim ve kardeşimle evlerimizi ayırdık. Volkan hemen Mut’a gitmek istedi. Çünkü hayallerini gerçekleştirmek için sabırsızlanıyordu. Ben ise yapamayacağını düşünüyor ve Ankara’daki işinden boş yere ayrılmaması gerektiğini söylüyordum. Ne yapsam ona engel olamadım ve Mut’a geri döndü.

                Mut’ta müzik faaliyetleri için çalışmalara başlamış hatta çok mesafe kaydetmiş. Beni sık sık arıyor heyecanla yaptıklarını anlatıyordu. Bir baterim olsa neler yaparım, bir bateri almam gerekli diyordu. O günlerde işyerimde sıkıntılar var ve birkaç maaş birikmişim vardı. Ailemle görüştüm onları da ikna etmiştim. Volkan’a bir bateri aldık. Ona kargo ettiğim gün ve onun kargoyu teslim aldığında beni aramasını hiç unutamam. İşte bu benim hayatta iyi ki yaptım dediğim konulardan bir tanesi.

                Volkan yine bir gün telefonla görüştüğümde çok mutlu idi. Bana her aradığımda bir Cuma günü iş çıkışı gelsenize diyordu. Bende ona nasıl geleyim biz cumartesi günleri de çalışıyoruz diyordum. Her aradığımda bana ısrarla Cuma günü izin al hafta sonu beraber vakit geçirelim diyordu. Şuan mümkün değil demiştim son konuşmamda.

12 Nisan 2009 sabah erkenden kalktım. O gün çok değişik bir gündü. Kendimi evde hapis gibi hissediyordum. Erkenden evden çıkmak istemiştim. Dışarı çıkmıştık fakat içimde inanılmaz bir sıkıntı vardı. Kendimi çok enerjisiz hissediyordum. Eşim ve çocuğumu eve bırakıp arkadaşımı aradım. Ben iyi değilim biraz gezelim mi dedim. Saat on beş gibi arkadaşım Ozan ile buluştuk. Ankara’da Maltepe pazarına gittik. Tezgâhlara bakıp vakit geçiriyorduk. Akşam maç vardı. Fenerbahçe Galatasaray derbisini beraber izleyelim dedik. Markete gittik benim içimde inanılmaz bir bunaltı var ve ben ne zaman çok bunalsam babamı arardım. Babamı aradım telefonu kapalı, abimi aradım telefonu kapalı, Volkanı aradım telefonu kapalı. Bir anda anlamsız bir telaşın içerisine düştüm. Elimdeki poşetleri bıraktım ve ısrarla babamı aramaya devam ettim. Hiç tanımadığım bir çocuk telefonu açtı.

“Abi Volkan abi Göksu nehrinde akıntıya kapılmış” dedi. Telefon elimden düştü. Marketin ortasına hamur gibi yığıldım.

Mut’a geldiğimde her gün bir umut Volkan’ı canlı veyahut cansız bulur muyuz diye nehirde aramaya gidiyorduk. Tam yirmi altı gün sürdü bu süreç. Koskoca yirmi altı gün. Nasıl uyuduk, nasıl yedik, nasıl içtik hiç hatırlamıyorum. Hafızamda o yirmi altı günle ilgili hiçbir şey yok. Hiçbir şey hatırlayamıyorum.

Hatırladığım tek şey Göksu nehrinin toplamda 260 km’lik bir uzunlukta olduğu ve bunun yarısına yakın mesafenin Mut’tan geçtiği ve Mut’ta bir kurtarma botunun bile olmadığı ve o suyun karşısında tüm memleket olarak aciz bir şekilde kalmamızdı. Ben en çok buna isyan etmiştim. Topraklarından kilometrelerce ırmak geçen bir ilçede bir bot bile yoktu.

Kardeşimin cenazesi için bir Cuma gecesi yola çıktım. Yol boyunca onun bir Cuma gününden çık gel demesi kulaklarımda çınladı. O kadar pişmandım ki içimdeki, bu pişmanlık ölüm acısını bile bastırıyordu.

              Volkan 12 Nisan 2009 tarihinde daha 33 yaşında iken çok sevdiği memleketinden melek olup uçtu gitti. Ben on bir yıldır her Cuma günü içimde bu acı ile yaşarım. Bu arada Volkan’ın müzik gurubunu arkadaşları yaşattı. Grup Kervan adıyla kurmuş oldukları gurubun ismini Gurup VOLKAN olarak değiştirdiler. Tüm Türkiye tarafından tanınmış bir müzik gurubu oldu. Benim hayattaki en büyük pişmanlığım bir Cuma gününde Mut’a gitmemektir. Kardeşimin mezarı başına giderken içimden hep bir şarkı mırıldanırım;

Canım sese mi geldin

Kadem basa mı geldin

Canım sese mi geldin

Kadem basa mı geldin

Sağ olsam gelmez idin

Öldüm yasa mı geldin

Sağ olsam gelmez idin

Öldüm yasa mı geldin

  Kaynak: Zülfü Livaneli

Not: https://www.youtube.com/watch?v=d8sgAHk4lNg

.https://www.youtube.com/watch?v=bXSbpyZQseo

Volkan Yalçın
VOLKAN YALÇIN

© Mutilcemiz.Net 2020 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com