DOLAR
9,2567
EURO
10,7821
ALTIN
525,76
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Gök Gürültülü
27°C
Mersin
27°C
Gök Gürültülü
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Az Bulutlu
28°C

AYŞE TEYZEMİZ…

İçinde yaşadığımız iki yüzlü bu yaşamın öte yüzüne geçip gitmeden önce helalleşmek için beni görmek istemişti, gittim ancak helalleşemeden ona iyi olduğunu, iyileşeceğini söyleyip benden istediği bir iki içeceği satın alıp geçici olarak kaldığı eve geri döndüm… Düştüğü ve kalçasında kırığı olduğu için yere serili döşekte yatıyordu…

Bu son bir iki aya değin yatalak olmadan önceki yıllarda, öylesine soğuk kış günlerinde bile yerde yatıyordu barakasında, alışkın değildi çünkü olmayan yatağa… Yarı gerçek yarı düş, nasıl düştüğünü anlatmaya çalıştı bana… Burada ona torunu bakıyordu, ameliyat olmuş iyileşmesi bekleniyordu…

Ellerine yüzüne bakıp ona iyi olduğunu hissettirmek için gülümsedim… Daha önceleri onlarca kez görüntüsünü çekmiştim, bu ise onu çektiğim son görüntü oldu… Belki 15 yıl olmuştur, yıllar önce komşumuz Gülhan ablam, ondan ve kaldığı derme çatma yerden söz etmişti… Gidip yerinde görerek kendi ölçeğimde yardım edebileceğim bir konu var mı diye onları güçlükle bulduğumda ise varlıklı Taşucu’nun sırtını yasladığı tepenin yukarı eteğinde, evlerin bittiği yerde, kamu toprağı olan boş bir alanda eski bir kamyon kasası içinde yaşı ilerlemiş oğlu ile birlikte yaşamaya çalıştıklarını gördüm…

Tenekeden oda içinde süren bu kirli ancak kimsenin ekmeğini çalmadan yaşadıkları için tertemiz süren yaşamda, üstü kirlenince üç yanı yine tenekeden çakılmış, kapısı yerine önü yırtık bir çaput ile perdelenmiş yerde yıkanıyorlardı yaz kış, bir de çalılıklar arasında giderilen gereksinim yerleri… Teyze diyordum ancak yaşı çoktan o gün bile 80’i geçmiş, ninemiz olacak bu kadıncağızın kaldığı yerde  inanmayacaksınız ama kullanacakları su bile yoktu…

2004-2009 yılları arası Taşucu yerel yönetimi git gel güçlükle oturma izni olmadıkları bu yere suyu bağlamıştı en sonunda… Sonrasında da tenekeden baraka önüne bir musluk eklenmiş oldu dizlerini büküp bulaşıkları ve çamaşırları toprak üzerine oturttuğu leğen içinde yıkayabileceği… O tenekeden odanın önünde ise çalı çırpı kırarak çamurdan çevirip yeli engellediği kara isli ocağın kuzunda yerde yaktığı ateş üzerinde tencere tavası kapkara pişiriyordu yemeğini…

Yerelde çalışan arkadaşlar aracılığı ile ulusal basında gündeme getirmeye çalıştığım bu yokluğun ve yoksulluğun, çözüm yolu arayışında bu kez 2009-2014 yılları arası yerel yönetim döneminde teneke barakanın yanına daha önce yapılan iki kişinin ancak yatıp kalkabileceği alçak dam odaya elektrik bağlanmış oldu… Tüm bu süreçlerde konuyu gündeme getirip basına yansıtarak bu utançtan düzenlenecek yardımlarla kurtulmayı amaçlarken ortalığı karıştırmakla suçlandığım da kulağıma geldi ne yazık ki…

Oysa oraya gidip durumu görüp aynı gece kimse sıcak yatağında uyumamalıydı, ancak ne ilginç ve ne acı ki kimse orayı ve onları görmeye gelmek istemiyordu… Ara ara yılsam da yine de dönem dönem gidip ilgimi, elimi ayağımı çekmemiş oldum… 2014 yılında Taşucu yerel yönetimi son bulup Silifke’ye doğrudan bağlanınca bu kez oranın yerel yönetimi ile bazı yardımsever çevrelerin çalışması sonucu teyzemiz için ek bir mutfak ile daha önce ilk damdan odanın yapımında eklenen ancak içi çok kötü olan yıkanma yeri ve dam odanın tabanı seramikle kaplandı… Tüm bu süreçlerde ilçe içinden, komşu illerden ve yurtdışından bir çok arkadaşım sağ olsunlar bana onlara ulaştırmam üzere yardımlarını ilettiler…

Sonunda yatacakları oda ile bulaşıkları eğilmeden yıkayacağı çıkma dolap takılı  bir mutfaklı odası olmuştu… Ancak bu kez o mutfağı kullanacak gücü kalmamış ve isteği bile kalmamıştı… Arada belirtmeyi unuttum; 2012 yılına geldiğimizde kendimce uydurduğum bir tınıya klip çektim… Suriye, Lübnan, Gürcistan ve yöremiz Türk arkadaşlarımla birlikte yaklaşık 15-20 kişi birlikte oynayıp çektiğimiz o klipte teyzemizi de oynatmış, sağ olsun Çiğdem arkadaşımızın önerisi ile bir de gala gecesi düzenlemiştik Taşucu’nda…

O gece teyzemizi klibin baş oyuncu olarak ağırlayıp galanın onur konuğu yapmış, gösterim ve sunumdan sonra klibin çekiminde oluşan yine o gün için gülünç ölçekteki klip giderlerini ödemeleri için konuklardan yardım toplamış, o yardımla da teyzemizin damdan odasına televizyon, çamaşır makinesi gibi gerekli eşyaları ikinci el de olsa satın alıp mutlu etmiştik… Öylesine yoksul bir yaşama etki etmiş öylesine güzel bir dayanışmaydı ki bu, klipten daha önemli bir başarıydı…

Tüm süreç içine baktığımızda kişilerin yada kuruluşların kapısına varmamaya öylesine dik bir başla yaşandı ki teyzemizin ömrü, önünde utanç ile birlikte saygı duyulası bir yaşamdı bu… Çünkü bir gittiğinde yok denilip geri gönderilince ikincisine küsüp gidilmezdi kesinlikle… Yine de ulusal kamu desteği ve küçük de olsa bakım aylığı alarak aç kalmıyorlardı çok şükür, yakacak desteği de veriliyordu ancak öyle çok yokları vardı ki yetmiyordu bu destek…

Yoksulluk kutsanır mı? Olur ya sizi kendi komşularınız, kendi yönetimleriniz, seçilmişleriniz, atanmışlarınız, köylünüz, akrabanız küçümserse, iki kuruş verip gönderirse, görmezden gelirse, üstünüz başınız yırtık, tencereniz ve yemek yediğiniz kaplarınız, elleriniz kapkara olursa ve siz o yaşamın içinde kaldıysanız kutsal olursunuz tüm bunlar karşısında… Söyleye söyleye dilinizde tüy biter, görüntü çeke çeke gelip görmeyenlerin gözüne sokarsınız olanı… Yatmayın, uyumayın, onları ve yaşadıklarını, daha doğrusu yaşayamadıklarını görün işte diye…

Bu yazdıklarım onlarca yıl, yüzlerce ay, gün gün süren itilmişliğin, eksilmişliğin, yitirilmişliğin, yokluğun gidip görülmüş belki toplasan 1 gün etmeyecek benim tanıklığımın kısa özeti, ki o çekilmez yılların geride kalan altında kalınası tümünü siz düşünün…

İşte bu utanç bizim, benim… Durumu kurtarmak için kaç yıl, kaç ay yada kaç günümüz kalmıştı ki ? Geçtiğimiz günlerde sessizce yaşamın öte yüzüne geçip göçtü Ayşe teyzemiz, ninemiz… Yaşı çoktan 90’ı geçmişti… Tüm bu olanları yazıp yayınlamak istedim çünkü ondan geriye kalan anılar biraz bende birikmiş oldu ve önemsiz biriymiş gibi bu ayrıntıların yitip gitmesini istemedim… Burada kimseyi özelde suçlamak istemedim, yanlış anlaşılmasın, toplumumuzun bir yarısı duyarlıyken bir yarısı onu görmezden gelip varlık içinde yaşamını sürdürdü… Taşucu’nda onlarca evi olanlar, varlıklarına varlık katanlar, şu görüştenim bu görüştenim diye atıp tutanlar, söylemler, düşünce akımları, bunların tümü yerle bir oldu çöp oldu bu yaşanmış örnekle…

Öyle sanıyorum ki elimizden geleni yaptığımızı söylesek de yeterince yapmadığımız için yaşamımız sürdükçe biriken ödenemeyecek sorgularımız var, bu durumda olduğu gibi… Gerçekten ya, duydunuz mu, Ayşe Küçük aramızdan ayrılalı kaç gün oldu ? O bizden ve kirden görünmeyen yeryüzündeki düzenimizden ayrılırken , yüreğinde sorumluluk taşıyanlar da onun aramızdan ayrılmasıyla büyük bir utançtan kurtuldu… Utanmayan diğerlerinin ise ne yazık ki umrunda bile değildi yaşananlar…

Anlattığım bu sorunu ulusal ölçekte değil kesinlikle tüm olanakların var olduğu bolluk ve varlık içinde yaşanan yerel ölçekte, yerel toplum düzeyinde değerlendiriyorum… Çünkü yanıbaşında olan bizlerdik, uzaktakiler değil… Gündüzü karanlık, geceleri ise kendisine geçmişte yaşatılan korkularla uykusunda savaşıp sayıklayarak geçti… İçine düştüğün, düşürüldüğün çözümsüzlükte yüzünü ara sıra da olsa güldürebildiysek ne mutlu bize, Ayşe teyze… Allah rahmet eylesin, yeri yurdu uçmağ cennet olsun inşaAllah… Gittiği yerde ona çok güzel bir bahçesi olan ev, tertemiz giyecek ve yiyecekler verilsin dilerim… Çünkü o güzellikler bize değil ona yaraşır… Güle güle…

Aytaç KURTUBA

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.