DOLAR
44,9248
EURO
52,7852
ALTIN
6.889,91
BIST
14.375,40
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
20°C
Mersin
20°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
23°C

HİÇBİR ŞEY AYNI DEĞİL… AMA BAZI ŞEYLER HÂLÂ ORADA

Gurbetten Dönüşün Sessiz Odaları

Kapıyı anahtarla açtım. Bir an tereddüt ettim çünkü kendi evime yabancı gibi hissettim. Anahtarı çevirirken elimi uzattığım tokmak bile soğuktu. Sanki ev de beni özlememişti. Ne “hoş geldin” diyordu ne de “nerede kaldın”. Sadece sessizdi. Uzun zamandır açılmamış bir pencerenin sessizliği gibi.

İçeri adım attım. Havanın içinde birikmiş sessizlik vardı. Koltukların durduğu yer aynıydı, masa örtüsü bile değişmemişti. Ama o örtünün üzerinde duran el yoktu artık. O masaya çay koyan el, “ye bakalım” diyen ses, “üşürsün” diye battaniye örten gölge… Hiçbiri kalmamıştı.

Evin içi doluydu ama boştu.

Dolapları açmadım. Açsam ne görecektim? Katlanmış eski nevresimler, naftalin kokusu, belki de bir zamanlar alınmış ama hiç giyilmemiş bir kazak… İnsan bazen eşyaya bile bakmaya cesaret edemiyor. Çünkü bazı şeyler sadece yokluk değil, hatıralarla dolu bir yokluk taşıyor.

Sedirin köşesine oturdum. Eskiden orada hep babam otururdu. Akşam haberlerini sessizce dinlerdi. Şimdi televizyon yok, ses yok, o köşe boş. O boşluğa baktım bir süre. Yüzüme rüzgar çarpmıyor ama içim üşüyor gibi.

Perdeler hâlâ aynı. Ütüsüz ama düzgün. Camdan dışarı baktım, bahçede ceviz ağacı duruyor. Büyümüş. Belki de ben küçülmüşüm. O ağacın altına çocukken ip gererdik, salıncak yapardık. Şimdi ağacın gölgesi yerde ama altında kimse yok.

Bir fotoğraf buldum, çekmecenin içinde. Annem var. Elinde bakraç, gülümsüyor. Fotoğrafa değil, onun o anki haline özendim. O kadar sade, o kadar tamam ki… Sanki hiçbir şey eksik değilmiş gibi. Şimdi aynı yer, aynı hava, ama o tamamlık hissi yok.

O gece evde yalnız kaldım. Ses olsun diye radyoyu açtım ama o bile başka çalıyordu. Mut’un sesinin bile değişmiş olmasına şaşırdım. Uyumadan önce ışığı kapattım ama gözlerimi kapatmadım. Tavana değil, geçmişe baktım. Herkesin yerli yerinde olduğu bir zamana.

Ve o an anladım: Dönmek yetmiyor. Bazen döndüğün yer, seni tanımıyor. Ve sen de, geldiğin yeri yabancı buluyorsun. Ama bir şey vardı hâlâ orada. Belki bir ağaç, belki bir taş, belki bir fotoğraf… Onlar hâlâ aynı.

Onlar, seni tutmak için yeterli mi bilmiyorum. Ama şunu öğrendim:
İnsan bazen bir evin içine değil, içindeki sessizliğe geri dönüyor.

Yazarın Diğer Yazıları