DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Hafif Yağmurlu
26°C
Mersin
26°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Yağmurlu
19°C
Pazar Yağmurlu
19°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Salı Parçalı Bulutlu
20°C

“Toprağa kelime ektim, sayfa sayfa yeşerttim.”

Bu söz bir ilham değil, bir itiraftır aslında. İç dünyamda yıllardır sessizce birikenlerin, hayatın türlü hallerinde mayalanan cümlelerin, sabırla yazıya dönüşmesidir. Ben yazmaya büyük planlarla başlamadım. Bir unvan ya da beğeni arayışıyla da değil. Yalnızca içimde taşıdıklarımı susturmak yerine konuşturmak istedim. Kelimeler, toprağın altına bırakılan tohumlar gibi orada bir süre sessiz kaldılar. Sonra bir gün çatladı o sessizlik. Ve sayfa sayfa yeşermeye başladılar.

Yazmak benim için çoğu zaman geçmişe dönüp bakmak, yaşanmışlıkların izini sürmekti. Mahallede duyduğum bir çığlık, annemin yüzünde unutamadığım bir ifade, babamın bir şeyi söylememeyi tercih ettiği anlar… Bunların hepsi, zihnimin toprağına düşen birer tohumdu. Ne zaman suyu buldular, ne zaman içimdeki ışıkla buluştular bilmiyorum ama gün geldi hikâyeye dönüştüler. Siyah Beyaz Mutlu Hikâyeler doğdu böylece. Sonra Siyah Beyaz Mutlu Veda… Her biri bir başka mevsimin yazısıydı. Her biri içimde bir şeyleri yeniden büyüttü.

Yazarken hep şunu hissettim: kelimeler bana ait değil, ben kelimelere aitim. Bazen masa başına oturduğumda elimden ne döküleceğini ben bile bilmiyorum. Ama içim biliyor. Kalem bir süre beni bekliyor, sonra hızla ilerliyor. Defter kenarlarında, telefon notlarında, uykusuz gecelerin sabahında biriken cümleler bir gün bir araya geliyor. Ve ben onlara sadece yol açıyorum. Yazdıklarım benden çok daha fazla bir şey oluyor. Beni de büyütüyor, beni de değiştiriyor.

Yazarlık, taşıması kolay bir unvan değil bence. Kimi zaman tanınmak değil, unutulmayı göze almak demek. Bazen bir yazıyı beş kere yazmak, sonra yine silip en baştan başlamak demek. Kimi zaman kimsenin bilmediği bir cümleye bütün kalbini koymak, sonra o cümleyi yalnız bırakmak demek. Yazarlık, kelimeleri büyütmeyi kabul etmektir. Onların mevsimi geldiğinde açmasını beklemektir.

İçimizde herkesin toprağı vardır. Kimi betonla kaplar, kimiyse açar gökyüzüne. Ben açmayı seçtim. İçime düşen her duyguyu, her hatırayı bir kelimeye dönüştürdüm. Onları ektim. Kimi zaman uzun süre çimlenmedi. Ama sabrettim. Çünkü bilirim ki toprak sessizdir önce. Ama bir gün çatlar ve filiz verir.

Benim yazılarım da böyle doğdu. Sessizliği kabul ederek, bekleyerek, emek vererek… Şimdi o sessizlik binlerce sayfada konuşuyor. Ve biliyorum, okuyan herkesin içindeki toprağa bir kelime daha düşüyor.

Serkan Yalçın Ağustos 2025

Yazarın Diğer Yazıları