Mut İlçemiz

SİYAH BEYAZ MUT’LU / 14

SİYAH BEYAZ MUT’LU / 14
Serkan YALÇIN
Serkan YALÇIN( smmmser@hotmail.com )
06 Ekim 2020 - 21:05

ÖĞRENCİ

Uzun ve şehirlerarası gece yolculuklarını sevmiyorum. Otobüste herkes uyuyor. Zamanın değerini kavrayamayacak yaştayım. Günler yaşım büyüdükçe azalıyor mu ne!?… Okul yolunda elimde bir simit, botumun karda bıraktığı izler ve çıkardığı seslerle ilerliyorum. İçimde garip bir hüzün, garip bir sevinç var. Karmakarışık duygular içerisindeyim. Sabahları erkenden kalkıyorum. Yaşamın memleketime göre çok hızlı aktığı ve benim temposuna yetişemediğim bir şehirdeyim…

Nedendir bilmem; ilkokul ve lise çağlarındaki her şeyi hatırlıyorum ama ortaokul sıralarında geçen günlerimiz konusunda büyük bir boşluk var zihnimde.

Memlekete dair tek bir düşüncem vardı o günlerde. Okumalıyım ve başarılı olarak memleketime geri dönmeliyim.

Neleri yanlış yaptık bilmiyorum. Herkesin okuması gerekiyor diye bir algı yaratıldı doksanlı yılların başlarında. Sanki insan okumaz ise bir şey olmayacak gibi durum söz konusuydu. 1998 yılında üniversiteye kayıt olduğumda emekli bir memurun çocuğu olarak yarı aç yarı tok olarak eğitimime devam etmeye çalışıyordum. Birçok arkadaşım vardı hem okulda hem yurtta. Ailelerinin mali durumları iyi olan veyahut benden daha da kötü olan bir sürü arkadaşım…

Benim için öğrencilik yılları denilince aklıma gelen bir üçlü vardır. Zeytin,  Zeytinyağı, Nar ekşisi… Ailem ayda bir paket yapıp gönderiyor ben paketi Ankara Otogarından alıyordum. Odadaki arkadaşlarımın hepsinin memleketinden paketleri geliyordu fakat benden gelen pakettekileri belki bir ay boyunca tüketiyorduk. Beş parasız kaldığımız her anımızda yiyeceğimizin başında bu üçlü geliyordu. Bir arkadaşım bir gün haykırdı, “Ben hayatımda hiç bu kadar zeytin yememiştim. Zeytinyağı ile nar ekşisinin yan yana geleceğini ise kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi” diye. Şimdi düşünüyorum da, arkadaşlarım içerisinden çok iyi doktor olanlar, öğretim görevlisi olanlar var. Hepsine o nar ekşili zeytinden yemek kısmet oldu.

Öğrencilik yıllarında yapılan her şey o kadar tatlı o kadar güzel ki, insan o zamanda yaşadığı açlığını da varlığını da bir türlü unutamıyor…  Öğrencilik yıllarımın ilk başlarında yemek konusunda çok zorlandım. Sabah erkenden kalkıyor yurt sokağının sonundaki fırına gidiyordum, bakkaldan aldığım peynir ile fırıncıdan börek yapması istiyordum. Ne kadar tarif etsem de ya tam kapalı yapıyor ya da pide gibi yapıyordu. Ne kadar tarif etsem de Mut’taki fırıncılar gibi yapamıyordu böreği. Bir gün Konya Ereğlili bir usta gelmiş, fırına da yeni başlamış. Usta ben nasıl istediğimi anlatınca hemen bizim oradaki fırıncıların böreği gibi yaptı böreği. Yurda götürünce arkadaşlarım da çok beğendi. Fırıncının sayemizde işleri arttı anlayacağınız…

Memleketten uzaklaştığın ilk zamanlar garip bir burukluk olur insanın içinde. Zamanla alışırsın bu ayrılığa ama kalbinin bir köşesi hep memleketinde olur. Öğrenci yurtlarında kalmak ve farklı kültürlerde insanlarla aynı çatı altında yaşamak, gerçekten büyük bir tecrübe. Hele ki sen ufak bir şehir ve ilçeden gelmişsen ve etrafında metropol şehirlerde büyümüş ve imkanları senden daha farklı arkadaşların var ise onlar ile uyum sağlama süreçlerin biraz sıkıntılı olabiliyor. Biz küçük yerde büyüdüğümüzden dolayı çocuk yaşta bağda bahçede çalıştık ve ailemizin bütçesine katkı edebilmek için çalıştık. Daha yaşımız on yedi olmasına rağmen o on yedi yılda dolu dolu bir yaşamışlık, bir tecrübe var. Ben en çok arkadaşlarımla bu konuda tartışırdım. Onlar büyükşehirlerde büyüdükleri için bazı konularda ortak noktalarda buluşamazdık.

Yurttaki okul yıllarımda bir arkadaşım sabah erkenden kapımı deliler gibi çaldı. Gece geç yattığımdan biraz zor uyanmıştım. Elinde bir form vardı ve çok mutlu idi. Bu nedir diye sorduğumda memurluk sınavı açıldığını ve benim için de bir form aldığını söylemişti. Çocuk aklıma göre benim memur olmamam gerekirdi. Çünkü babam memurdu ve biz ay sonunu zor getiriyorduk. Babamdan gözlemlediğim kadarı ile memurluk o kadar güzel bir şey değildi. Ben okumalıydım ve asla bir memur olmamalıyım diye düşünüyordum. Hayallerim ve hedeflerim çok farklı idi. O kadar sinirlendim ki, formu yırtıp arkadaşıma geri verdim. Ben memurluk sınavlarına girmeyeceğim dedim. Ne bileyim işte o anlık, öyle bir tepki gösterdim. Mali Müşavir olmak istiyordum. Hedefimi, okul sırasına defteri kalemi koyduğum zaman belirlemiştim… Arkadaşım çok kırıldı ve benimle uzun bir süre konuşmadı. Bakmayın siz şimdi KPSS sınavları çıktı da, ülkede nüfus da arttı ve insanların çoğu memur olma çabası içerisine girdi.

Öğrenci olarak yaşamak bir sanattır. Herkes öğrenci olamaz. Öğrencinin imkânsızlıklar içerisinde başardıklarına şahit olsanız bana hak verirsiniz. Yurtlarda yer olmaz, ev sahipleri ev vermez. Ev bulsan komşular yöneticiye şikâyet eder, çıkartmaya çalışır. Ama bilmezler ki, o çocuklar okuyacak, yarın doktor olacak öğretmen olacak ve onlara hizmet edecek. Bu konularda ülke genelinde biraz daha empati yapmamız gerekiyor.

Aynı sofraya oturan beş altı kişinin aynı tavadaki yemeğe kaşığı götürmesi ve günün sonunda hiç birinin tam olarak doymaması… Bir arkadaşım her sofraya oturduğumuzda “öğrenci sofrasına doymak için oturulmaz, hayata devam etmek için oturulur” derdi. Öğrencilikte yenilen yemeğin tadını hiçbir yerde bulamazsınız. 

Çünkü hiçbir zaman masaya o kadar aç oturmazsınız.

Devam edecek…

GÜNLÜK HABER AKIŞI
TAŞHAN CANLANDI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
SONER SOLAK: “HEDEF 2023”
GÜNLÜK HABER AKIŞI
MUT’TA CUMHURİYET KONSERİ
GÜNLÜK HABER AKIŞI
MUT’TA ÖLÜMLÜ KAZALAR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
MUT’TA EKMEK ZAMLANDI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
MUT’UN BİTKİ ÖRTÜSÜ
GÜNLÜK HABER AKIŞI
DEDEMİN KÖŞKÜ

© Mutilcemiz.Net 2020 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com