DOLAR
46,0781
EURO
53,1240
ALTIN
6.397,10
BIST
13.694,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
27°C
Mersin
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Açık
26°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
27°C
Pazartesi Az Bulutlu
27°C

Meryem UYSAL

BİLLURİ

AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI – 4 Değirmenciliğin Aile Üzerindeki Etkileri

AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI – 4

Değirmenciliğin Aile Üzerindeki Etkileri

Dağpazarı’ndaki değirmenlerimizin müşterileri Dağpazarı ve Demirkapı köylüleri (Yani kendi akrabalarımız), Güme ve Navdalı köylüleri ile Mut’un değişik köylerinden buralara yaylalamaya gelenlerdi.

Yapıntı köylüleri, Silifke’den Tosmurlular ve Küçüközlüler, Mut’tan Palantepeliler ve Tahtacılar çok az da olsa gelirlerdi. İmrenözü’ne gelen Elbeyli köylüleri de bizim müşterimizdi.

Değirmenlerimizin olduğu yere “Konarı” derlerdi. Buraya gelen suyun kaynağı Kavaközü’dür. Tahmini 15 km uzaktan gelir.

Babamın anlattığına göre, bir ara değirmenlerin suyu çok azalmış sonunda su güzergâhında “Öküz Sulağı” denen yerde bir delik ortaya çıktığını tespit etmişler. Bu yüzden su değirmene değil yer altına akıyormuş.

Bir hayli sıkıntı çeken babamgil, sonunda o deliği bulup kapatmışlar. O zaman su yine eski bolluğuna kavuşmuş.

Müşteriler öğütmek için daha çok buğday, arpa, çavdar ve mısır getirirler. Un veya bulgur yaptırırlardı.

Ne öğütürsen onun yüzde beşi ücret olarak alınırdı.

Değirmene değişik kültürde, farklı yöre halkları gelirdi. Her köyün farklı örf-âdeti ve konuşma şekli vardı. Okuma yazma bilmeyeninden üniversite mezunlarına, öğretmenden subaya, doktora rastlamak olağandı.

Değirmen bir saatte en fazla yüz kg öğütürdü. Dolayısıyla oradakileri hemen bir sohbet sarar, halk fıkralarından dini sohbetlere atlanır, sonra da dedikoduya dalınırdı.

Bizim diğer köylülerden farkımız biraz da bundan kaynaklanıyordu. Çok değişik kişilerle tanışılıp sohbet ediliyordu.

Bizim köylüler gibi atımız arabamız yoktu. Çünkü çiftçilik yapmıyorduk. Altmış hane içinde sadece biz çiftçilikle uğraşmıyorduk.

Babam da diğerlerinden farklı biriydi. Ortaokul 2 dengi eğitimi vardı. Yazar, çizerdi. Büyük Taarruz’da Afyonkarahisar’da tabur yazıcılığı yapmıştır.

Bunlar bizim ailemizi az çok etkilemiş ve ufuk açısından olumlu yönde ilerletmiştir. Bu hem iyi hem de zor bir durumdur. Aile hiçbir zaman halkla iç içe olamamış ve farklı bir yerde durmuştur.

Devamı: AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI – 5 Engelli Kardeşim Bilal

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.