Yapıntı ve Gençali’nin yayla yolu üzerinde, sağlam bir kaya kaideye oturmuş, kibrit kutusu şeklinde yekpare bir kaya parçası Piza kulesi gibi eğimli vaziyette, kaidesinin sağlamlığı yüzünden milyonlarca yıldır yıkılmadan bize kadar gelebilmiş. Boyutları yaklaşık 4x10x20 m. kadar.
Evvel zamanın birinde orada bir bey kızı yaşarmış. Kız o kadar güzel, o kadar güzelmiş ki ünü kentten kente yayılmış. Etraftaki beyler, beyzadeler kızı alabilmek için adeta yanşa girmişler. Ellerinden geleni, her fedakarlığı yaparlarmış. Ne var ki kız hiç birini beğenmez, hiç birine varmak istemezmiş… Beyzadelerden biri kıza yanmış, tutuşmuş, illa almak isteyince kız da almış gergefini çıkmış Kıztaşı’nın başına…
Beyoğlu da almış okunu yayını vurmuş kendini dağa…
“- Bana yar olmayanı başkasına da yar etmem” diyerek Sayharman’dan bir ok
atar isabet ettiremez. Düzağaç’tan bir ok atar yine isabet ettiremez. En nihayet çıkar
Kıran’a Gözleğitaşı’ndan bir ok daha atar, bu defa ok hedefi bulur kızcağızı al kanlar
içinde yere serer… Zamanla kızın gergefi hayat bulur, yeşerip bir çam ağacı olur, oturur Kıztaşı’nın zirvesine…
Hâlâ yemyeşil bir çam ağacı Kıztaşı’nın tepesinde dikilip duruyor.
Yapıntı Köyünden Fatma Melleç, 1904-1987
Doğan Atlay