Çarşamba günü Ali Canbaz’ın konuğu olarak Feslikan yaylasında kırkımdaydık. Önce Ali’nin oğlu Mehmet sanal dünyadan haber etti, abi, Çarşamba günü kırkım var, Şafak ablamla gelin, diye. Sonra Ali aradı telefonla, kırkıma beklerim, diye. Yaylalara davet olunur da gidilmemi, Şafak, İl...
Burada anlatılanların hiçbirisi kurgu değil, hepsi yaşanmışlıklardır. “Usum yeni yeni ermeye başlamıştı. Anam da öldü babam da. Yetim büyüdüm…” “İlk başta marangozluğa başladım. Bir keserim, bir de baltam vardı. Bıçkıyı sonradan buldum. Bıçkı herkeste olmazdı zaten. Kapı kasaları yaptım. Üç...
1947 yılında Kuma Çukur’u köyünde dünyaya geliyor. Köy de yeteri kadar su yok. Tarlalar ekiliyor. Ormandan odun yüklemek 15 km .ötede mahallelere kaçak götürüp satmak. Aman ormancı görmesin. Gece katırlara odun sarılıyor, sabah erkenden evlere yıkılıyor. Ama esas iş, ormandan...
Nasreddin Hoca’nın iki oğlu varmış. Oğullarından biri çömlekçilik yaparak geçimini sağlarmış. Hoca bir gün oğlunun yanına onu ziyarete gitmiş. Oğlu dertli bir şekilde: – Baba çok heyecanlıyım çünkü bütün paramı bu çömleklere yatırdım. Hava güneşli olur da kururlarsa zengin olacağım....
Mehmet Ali Köyü, Çumra’nın güzel köylerinden biri, Çumra’ya yaklaşık 50 km, Sarıoğlan kavşağına ise 7 km. Pazar günü köyde şenlik vardı. Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Aziz Ayva’da bu köyden ve şenliğin düzenleyicilerinden biriydi. Sunumları da o yaptı. Şenlik...
Yaprağı Güzel bana hep annemi ve çocukluğumu anımsatır… Çalıştığım kurumun bir iç bahçesi var. Bu iç bahçede çeşit çeşit, rengarenk çiçek olduğu gibi incir dahil birçok meyve ağacı da var. Pencerelerimizin önleri renk renk orkide ve farklı farklı çiçek türleri...
Nedense Mut ilçesine hizmet denince maalesef tam olarak yapılmıyor. Yetkililer bu konuda neden duyarlı olmuyor. Diğer il ve ilçelere yapılan hizmetin maalesef üçte biri Mut ilçesine yapılmıyor. Örneğin Mut Silifke arası ile Mut Karaman arası ana yollar yapımı bir türlü...
Sertavul püfür püfür poyraz! Avarlar, ağaçlar cin çarpığı! Mut da böyle, eminim ki Silifke de… Zaten başladı mı poyraz, kolay kolay durmaz… Ya Karaman? Buralar yıkılırken çıt çıkmaz Karaman’da. Kaç yaşadım bunu, biliyorum. Sanki bunu bir daha kanıtlarcasına Karaman’a gittim...
“Zor mu paylaşarak çoğaltmak sevgiyi, bölüşerek artırmak ekmeği, ille de bölüşerek.” La kitaptan sipariş verirken, tanıdık bir yazar diye Araştırmacı Yazar rahmetli Ali Bektaş Dede bir de roman yazmış diye ekledim. Kitaplar geldi, onları okumaya başladım. Sıra GÜN YÜZÜ ne...
Bu dört tekerlekli oyuncak arabayı kendimiz yapar, üzerine biner kendimizi yokuştan aşağıya bırakırdık. Yapılışı: Gerekli tahtaları bulur 4 tekeri de küflenmiş testere ile keser; ortalama 50 cm boyunda, tekerleri bunların ucuna büyük çivi ile çakar, birde 1 metre boyunda şasi...
Cerit bir at üzerinde ok atan avcılar oyunu. Bir Yörük, Türkmen, Torosların eteğinde yaşar, yarışmalara katılır. Yörede ön salar. Sonra buralara yeni obalar gelir. Goca Musa Tahtacı obası gelir yerleşir. Kışlağı çukurun içindedir. Adını Kuma Çukuru korlar. Kışın dereden coşkun...
Karl Marx yıllar önce, “Din halkın afyonudur” demişti… Bu ayrı bir tartışma… İnsanlıkta; sevgide, adalette, hakta, hukukta, vicdanda, doğrulukta, dürüstlükte dinlere gerek duymadan bile dinleri aşabilmek… Ama toplum dincilikle (dinle demiyorum) kuşatılmış durumda… Tabi burada temel bir konu var; laiklik....
İlçemizi Mersin 1. Amatör Play-Off liginde başarıyla temsil eden Mut İdman Yurdu Belediye Spor Kulübü Futbol Takımı (MİY), grubunu lider tamamlayarak il birincisi oldu ve Şampiyonluk kupasını kaldırdı. Mut İdman Yurdu, şampiyonluğa ulaşmasının ardından, Süper Amatör Lige yükseldi. Öncelikle bu...
Burada anlatılanların hiç birisi kurgu değil, hepsi yaşanmışlıklardır. 1960’lı yılları… Kertmen Köyündendir Yavuz Ali. Kısacık, çevik, burma bıyıklı ama goduş mu goduş birisidir. Goduşlukta bu memlekette üstüne kimse yoktur. Süslü püslü bir de atı vardır. Atını mı süsledi, kesinlikle Köprübaşı...
Kütüphanemde okumadığım bir kitap ele geçti. 2004 yılında yayınlanmış, 2007 yılında imzalı olarak kitabı almışım. Cumhuriyet Kitap Eki, Aydınlık, İki bine Doğru, Evrensel Gazeteleri ile Varlık Dergisi, Berfin, Evrensel Kültür dergilerinde ; 1980 -2000 yılları arasında yazdığı yazıları içeriyor. Bir...
Ama bu eyyyyey’dir; kimseye parmak sallamak, hele hele kimseyi hizaya getirmek hiç değildir, asla, tümüyle insanidir ve en sessiz tondadır!.. Ey yavaşlamak ve de durmak yerine, yoldan geçen kedilere, köpeklere dütdüt korna çalan sürücüler!… Ey çocukları için para kültüründen başka...
Bir ikindi vakti dere çağıl çağıl akıyordu. Kentinden gürültüsünden, sahilin sıcağından kaçanlar, çınar altında kendini doğaya bırakıyordu. Gıldır kavak efil efil eserken, söğüt dalları ona eşlik ediyordu. El ayağı kadar büyük çınar yaprakları güneş ışınları kesiyor, aşağılara göndermiyordu. Araçtan inenler,...
Ey koca deniz! Büyüdükçe büyüdü hasretin Acılarım kabardıkça kabardı Ve ben seninle bir olup açılamıyorum maviliklere… Sen değil miydin hadi gel gidelim buralardan diyen Sen değil miydin? Sevdamı dağlara çıkarıp okyanuslara taşıyan. Şimdi sevdaya tutuklu sayfalara yazıyorum hasretini Sensizliğe sarılan...
İngiliz filozofu Thomas Hobbes, “İdare edilemeyen tutkuların bir başka adı da çılgınlıktır.” der. Her zaman biraz çılgınlık vardır aşkta. Ama her zaman biraz da akıl vardır çılgınlıkta. (Friedrich Nietzsche) Bana çılgın diyorsun, seni sevdiğim için. Yanılıyorsun, sevmek çılgınlık değil. (Ümit...
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkelerden birinin küçük bir köyünde, Bilge Hoca denilen bir filozof yaşarmış. Filozofun bilgeliği bütün ülkede bilinir, dara düşen herkes danışmak için ona gelirmiş. Günün birinde filozofun kapısı çalınmış. Filozof kapıyı açtığı zaman karşısında bir...
Sultan sarayda görkemli bir şölen vermişti. Nasreddin Hoca da saraya gelen güzel güzel giyinmiş misafirleri izliyordu. Sonra kendi üzerindeki paçavralara dokundu ve şenliğe katılan insanların üzerindeki şık seten ve ipeklerle karşılaştırdı. Karnı açlıktan gurulduyordu. Ziyafet sofrasındaki güzel yiyecekleri düşündü. Karnının...
Yoksuldu, ilkokuldan sonra okumamıştı, garibandı, dindardı… Her şeyin ‘alınyazısı’ olduğuna inanırdı… Çalışma yarışması yapılsa birinci gelirdi, ama “Çalışana Allah verir” diye diye yaşardı… “Çok şükür” sözünü çok kullanırdı… 50 yaşına gelmişti, ama bu elli yıl 50 metre katkı sunmamıştı yaşamına…...
Erdemli, Silifke, Mut, Gülnar, Anamur, Ermenek eski İçel’in birer ilçeleri olmuştur. Bu bölgeye Taşeli bölgesi de denilir. Burada yaşayan toplumların ortak kültürleri vardır. Buraya sonradan gelen konar-göçerlerde bu bölgenin sosyal yapısına uyum sağlamış, onların kültürlerinden yararlanmış. Bir kültür sentezi oluşmuştur....
Çok eski zamanlarda, bir Hükümdar varmış, zenginliği tüm dünyaca bilinirmiş. Hükümdar her gittiği yere, hazinesinin bir bölümünü götürür ve bunları sergilemekten büyük onur duyarmış. Hükümdarın yaşamda en çok güvendiği, tek akıl hocası bir Bilge kişiymiş. Günlerden bir gün bu Bilge...
Burada anlatılanların hiçbirisi kurgu değil, tümüyle yaşanmışlıklardır. İki arkadaş oturmuş bir masaya söyleşiyor, Çınaraltı’nda… “Mut’ta kaç devlet yurdu var, kaç cemaat yurdu, biliyor musun?” “Bilmiyorum. Hiç düşünmedim bile…” Bitişikteki masada da bir söyleşi var ve bir ses duyulur: “Görüyor musunuz...
Toroslar ‘da yaşayan Yörükler kış aylarında sahilde, yaz aylarında ise yaylalarda sürüleri ile ( koyun, keçi ) oradan , oraya göçerlermiş. Bu yaşam biçimi halk oyunlarını oluşumunda büyük etken olmuştur. 1940 yıllarına kadar ; tek, tek veya iki kişi oynanan...
Baba İnsanlara; Anlaşılmayan Adam ve Ellerini öptürmeyen Adama… Çocukluğumda yaşadığım her şey bir oyun gibi gelse de biraz büyüyünce oyuncaklarıma dokunamayacağımı anladığımda ilk kez acıyla tanıştığımın farkına vardım. Daha ilkokul dördüncü sınıftaydım. Tam oyun çağındayken babamın ölümünü kabullenmediğim gibi onun...
Kayseri’de polis kayıtlarına geçmiş bir olay… Hırsızın biri, bir evin çatısına çıkar ve anten kablosunu keser. Evin reisi tam televizyona dalmışken yayın kesilince, televizyonunu biraz kurcalar, görüntü gelmeyince de; “Bozuldu herhalde” diyerek uyumaya geçer. Ertesi gün adam işe gittikten sonra...
Bu günler yörük dostlarımın göç günleri, nisan ortaları Akdeniz sahillerinden yollara düşüp kimi Sartavul geçidini aşarak, Hacı Baba Dağının eteklerinden, kimi Taşeli Platosunun otlu koyaklarını, steplerini aşarak Toroslardaki yaylalarına geliyorlar. Onları yol boyu karşılayıp hal hatırlarını sormak gelenek oldu benim...
Hayyam şarap sarhoşu Olalım biz de bugün Hayyam sarhoşu. HACI OLMAK YETMEZ Adil davranmadıktan sonra Hacı hoca olmuşsun kaç para Hırka, tesbih, post, seccade güzel ama Tanrı kanar mı bunlara RÜBAİ Ben olamayınca bu güller bu selviler yok Kızıl dudaklar...