İçinde yaşadığımız iki yüzlü bu yaşamın öte yüzüne geçip gitmeden önce helalleşmek için beni görmek istemişti, gittim ancak helalleşemeden ona iyi olduğunu, iyileşeceğini söyleyip benden istediği bir iki içeceği satın alıp geçici olarak kaldığı eve geri döndüm… Düştüğü ve kalçasında...
Babam Neşri Atlay’ın Kurtuluş Savaşı günlüğünden 30 Ağustos 30 Ağustos 1338 Başkomutanlık Muharebesi; Erkence aldığımız emir üzerine yürüyüşe geçtik. Yunanlılar tarafından yakılan bir köyü de geçtik ve ileride bir çamlık arkasında toplandık. 9. Alay da geldi, fakat 13. Alay yok,...
Bu ülkenin her bir ferdi “Anka”dır. Yanar ama küllerinden yeniden doğar. Biz “Anka” olduktan sonra ateş bize neyler… Bizi daha bilge, daha ölümsüz, daha cesur, daha kararlı, daha sabırlı yapar en fazla. Kıymetli dostlar, Simurg, Zümrüdüanka veya sadece Anka; kökeni...
Eskiden çok sık gittiğim bir yerdi Karaman Taşkale. Ambarların altında mağaramsı bir evim bile vardı. Halı atölyelerini gezip cadılarımı gördükten sonra orada kalırdım. O zamanlar Taşkale’nin şenlikli günleriydi. En az beş altı halı atölyesi vardı, cadılarım şenlik şamata içinde halı...
İlk memur olarak atandığım yer Hocantı idi. Orada iki buçuk yıl kaldım. 1952 yazında Dağpazarı’na tayinim yapıldı oraya gittim. Orada evlenme zamanımın geldiği, artık evlenmem gerektiği kuvvetle söylenmeye başlandı. Anam çok istiyordu evlenmemi, fakat elinden bir şey gelmezdi, doğal olarak…...
Anamla babam ayrıldıktan sonra biz anamla beraber Ömer dayımın evinde otururken anam babasından kalan, akrabalarının bakımında olan bütün mallarına sahiplendi. Davarı, koyunu, ineği, devesi, kısrağı, tarlaları varıdı. Ömer dayım askerden geldi. Karısı Ayşe teyzem bir sene evvel ölmüştü. Kızı Emine...
Hasılı ertesi gün Karaman’a, ikindi üzeri Mut yönüne giden bir kamyona bindim gece Mut’a geldim. Mut’ta kimse yoktu. Azmi abim Gedikköy’de oturuyordu. Ebem, babam, Türkan halam da beraberdiler. Dedemin evinin balkonunda kuru tahta üzerinde, açıkta yattım. Sabahleyin kardeşim Oğuz geldi...
Sabah yemekhanede anons edildi: “Sağlık koluna gitmek isteyenler birinci büyük binanın önünde toplansınlar” diye. Ben de gittim. Eğitim başımız İshak Toker elindeki kâğıda baktı, bana: ”Doğan, senin adın burada yok” dedi. Ben de “İmtihana girmek istiyorum” dedim. İshak Bey, benim...
Okul yaşantısını, yeni bir çevre, hiç görmediğim, alışık olmadığım bir yaşantı dolayısı ile ilk günler biraz yadırgamış isem de, her biri ayrı çevreden gelmiş, ayrı kültür içinde yetişmiş, art niyet nedir bilmeyen tertemiz, saf, içtenlikli köy çocuklarının içten kabulleri ile...
Bu günlerde her şey şaka gibi, birileri aklımızla dalga geçiyor, halkı saf/salak yerine koyuyorlar. Adam almış eline mikrofonu, tarımda dünya birincisi olduğumuzu ilan ediyor. Yıllar önce olsa inanılırdı, tarımda kendi kendine yetebilen sayılı ülkelerden biriydik. Birinci değil ama sonuncu olduğumuzu...
Tatköyü’nün bu gününü değil, genellikle elli yıl öncesini anlatıyorum. Günümüzde artık farklı bir yaşam tarzı var. Kıyaslamak bile mümkün değil. Peki, o günler mi güzeldi, bu günler mi? Diye, bir soru sorsak, nasıl bir cevap aramamız gerekir. Dünlere takılıp kalan...
Günümüzde göçer yaşamını sürdüren, geçimini koyun ve özellikle kara kıl keçileriyle sağlayan yaklaşık iki yüz oba var. Nisan ayının ortaları ile eylül sonları bu obaların yaylaya ve kışlağa göç ettikleri aylardır, yaklaşık üç ayları göç halinde geçer. Göç yolları, yaşadıkları...
Abim Orhan Karaman için: Son “Ağabeyciğim” Orhan Karaman’ı da gönderdik. En son telefon konuşmamız kendisi yoğun bakıma girmeden önceydi. Benim geçmiş olsun sözüme “Geçmiş olacak birşey yok.” demişti. Herhalde ben üzülmeyeyim diye öyle söylemiş. Geçen yaz yaylaya beni görmeye gelmişti,...
YİTİRDİĞİMİZ DEĞERLER: EL DOKUMASI HALILAR Gelişen teknoloji yaşamımızı değiştirdi, biçimlendirdi, büyük kolaylıklar getirdi ama çok büyük değerlerimizi de yitirmemize neden oldu. Tabi burada sadece teknolojiyi suçlamak işin kolayına kaçmak olur, değerlerimizi koruyamama konusunda bu devletin yöneticilerinin de büyük basiretsizlikleri, aymazlıkları...
O yaz yine herkes göçünü sarmış yaylanın yolunu tutmuştu. Biz ve iki aile dışında kimse kalmamıştı köyde. En kötüsü de oyun arkadaşlarımın hepsi aileleriyle birlikte çıkmıştı yaylaya. Köy sessiz, sokaklar boş ve son derece sıkıcıydı. Üstelik Eylül’e de çok vardı....
Üzerinde yer aldığı tepenin adı Balapoğlu-Balabolu olarak geçmektedir. Yerleşme M.S. 2. yy. ortaları ile 3. yy. başına tarihlenmiştir. Roma Dönemi’nde iskân gördüğü anlaşılan kent; coğrafi ve stratejik önemi nedeniyle müstakil bir şehir olmuştur. Daha sonra Bizans İmparatorluğu’nun ve zaman zaman...
Bu yılın bahar aylarını hiç yaşamadım diyeceğim ama diyemiyorum çünkü bir mikrop cümle alemi dize getirdi ve resmen evlerimize hapsolduk. Çocuklarımızın, sevdiklerimizin kokuları bile özletti bize bu küçük mikrop ve hala gidici değil, her gün can almaya devam ediyor. Her...
Pandemi (Covid-19) Sürecinde Tarımda Neyi Öğrendik ve Neyi Öğrenmeliyiz? Tarım tüm dünyanın vazgeçilemez bir sektörüdür. Ekonominin temel yapı taşlarındandır ve de en önemlisi yaşamın devamlılığını sağlayandır. Çevreyle bir bütünlük içerisindedir. Tarım temel üretim maddesi olması yanında sanayi sektörünün de temel...
Çocukluk yıllarımızın en şenlikli günleri düğünler ve bayram günleriydi. Düğün ve bayramlarımızın vazgeçilmez mekanları ise nerdeyse her mahallede birer tane bulunan odalardı. Hiç boş kalmazdı odalar. Düğün yoksa bayram değilse mahallenin büyükleri orada toplanır, sohbet ederler, yapılacak her iş orada...
Bu yaşantı içerisinde terzide işini yaptığımız kimselerin verdiği birkaç kuruşla Müderris Mustafa Efendi‘nin açtığı özel kütüphaneden geceliği beş kuruşa kitap kiralayıp okumaya çalıştığımı hiç unutamam. Kerime Nadir’i, Esat Mahmut’u o sıralar tanımaya başladım.O dönem (1930-40-50’li yıllara sarkan dönem) milletçe bir...
Azmi abim o yıl (1941) Düziçi Köy Enstitüsü‘ne gitmeğe karar vermiş. Anamdan başka destekleyicisi yok. Anam Mut’a gitti, bütün muameleleri yapılmış, yatılı okul olduğu için bir kefil istemişler, anamın kefaletini kabul etmemişler. Babamın umurunda değil, dedem yeminliyim diye kefil olmamış,...
Yılardır aklımda olan, fakat başaramama korkusuyla bir türlü başlayamadığım anılarımı, sevgili torunum Fatma’nın uyarısı sonucu yazmaya başladım. 1930 yılı Nisan’ının 28’ci günü babamın öğretmen olarak görev yaptığı Yapıntı Köyünde doğmuşum. Babamın günlüğünde öyle yazılı. Babam 1935 yılında Mut İlkokulundaki görevine...
1957 yılı Mayıs ayında olgunluk imtihanlarını vererek Mut İlkokulundan mezun oldum. Babamın Kale surlarının altında Belediyeye ait önünde dut ağacı olan dükkanların birinde kasap dükkanı vardı.Yaz mevsimi geldiğinde babamın arkadaşları, bizim dükkanın önündeki dut ağacının altında toplanırlar sohbet ederlerdi. Mezun...
Gündemde olan bir konunun “EVDE KALIN” uyarıları kısmında biz engellilerin hayatlarına temas eden bir nokta olduğu için bir şeyler yazmak istedim. İçinde bulunduğumuz bu durumun bir an önce bitmesini temenni ediyorum. Bir süre evde kalmak çok zor değil inanın. Ömrünü...
Teknolojinin bunca ilerlemediği, modern araç gereçlerin köylere ulaşmadığı yıllarda, dağ köylerinde bazı işler ortaklaşa yapılırdı. Köylü, ekin işleme, çift sürme, harman kaldırma vb. işlerinde komşularını yardıma çağırırdı. Buna imece, ümmeci denirdi. Çağrılanlar davete uyarlar ve iş her neyse el birliği...
Dışarda bütün güzellikleriyle bahar var, biz hapisteyiz. Dağlarda karlar eriyor, yüreğim oralarda geziniyor, bir dal navruzda kaldı aklım. Bu günler yörük hısımlarımın yaylalara göç zamanı. Keçiler yönünü yaylaya doğru çevirdi, diyor bir cadım. Haydi, biz sabır edelim, diyorum da, Akdeniz...
Yıllar önce üniversitede okuyan bir genç şehrin çevresini saran bomboş dağları göstererek, neyini seviyorsun bu kıraç toprakların? diye, sormuştu. Sanırım verdiğim yanıttan pek de tatmin olmamış, dudak büküp geçmişti. Elbette anlamasını beklemiyordum, o çocuğun bu kıraç topraklarda anıları yoktu. Bir...
Modern bir dünyada yaşıyoruz. Modernizeyi yaşamımızın her anında hissediyor dahası kullanıyoruz. Gelişme öylesine baş döndürücü ki bu gün kullandığımız bir nesne çok geçmeden tarih olabiliyor. Geçtiğimiz yıllarda kullandığımız binlerce kelimeyi unuttuk çünkü ekonomik ve sosyal hayat bunu gerektirdi. Örneğin bir...
Güz geldi mi ilkin bulgur kazanlarının altı yakılırdı, sonra pekmez kazanlarının… Bilim adamlarının dedikleri bir yana, şu küresel ısınma dedikleri olguyu birebir yaşadım ben, halada yaşıyorum. Çocuklukla ilk gençlik yıllarım geliyor aklıma. Ağustosun ortasında yağmaya başlardı güz yağmurları. Harmanı bırakıp...
MUT YÖRESİ KÖYLÜ KADINLARINDA SÜSLENME VE SÜS MALZEMELERİ Kırk sene evveline kadar konar-göçer hayatın sürdüğü çağlarda, günde on sekiz saat çalışıp istirahate ve uykuya ancak altı saat kadar bir zaman ayırabilen cefakar kadınlarımızın süslenmeğe zaman ve fırsat bulmalarına imkan olmamakla...