Mersin Cemevi’nin çağrısı üzerine bir Hıdırellez gününde Mersin’den Bulgar Dağları eteklerine yola çıktık. Yağmurlu bir sabahta, dağlardan gelen sisin içinde bizi karşıladılar. Kadınlar Tahtacı yöresel giysileri zubun, entere, başbağları ile allım yeşillim, morlum güleryüzlü sevecen bir eda ile bizi yanan...
AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI – 7 Çocukluk Korkularım Babam çok iyi bir aile reisi değildi. Daha çok köyün işleriyle uğraşır, evin iç işlerine ve çocukların durumlarına hiç mi hiç değer vermezdi. Kışın Mut’a gider bahara kadar gelmezdi. Koyuna verecek ot,...
AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI – 6 Çocuk Ahmet Bizim ailede Ayşe ablam, Ali ağam ve Mahmut ağam bir gruptu. Ben ve Hacı Mehmet de bir gruptuk. Ayşe, Ali ve Mahmut’un aralarında ikişer yaş vardı. Ayşe ablam 1926, Ali 1928 ve...
Yayladayım, bir arkadaşımı aradım; “Kekik toplamaya gideceğim, gider misin?” dedim. “Dün çok yoruldum, gidemem” dedi. Bir başkasını aradım, çocukları geldi onun da, iki gün sonra gidecekler; “Ben gitmeyeyim” dedi o da. İş başa düştü… Böylece belki de daha özgür olurum...
Mersin Büyükşehir Belediyesi kırsal köylere yaptığı tarımsal destek projeleri içinde yörede geleneksel olarak ekilen sarı buğday üretimini teşvik için Bahri Dağdaş Ata Tohum Enstitüsü ile işbirliği yaparak yörede Sarı Buğday tohum ve gübre desteği yapmışlar. Her köyde 5 aileye tohum vererek...
Temmuz ayı kamu çalışanları ve emekliler için çok sıcak geçmektedir. Memur ve memur emeklileri, SGK ve Bağ Kur emeklileri, EYT’liler derken iyiden iyiye karmaşık hale gelen bir yapı içinde maaş zamları açıklanmıştır. Sonuç tatmin edici midir? Hayır. Toplu sözleşmede öngörülen...
“Sekiz yüzyıl kadar önce Kızılgeçit’in yukarı geçidinde Şıh Zekeriya adında Türkmen bir ermiş yaşarmış. Burada yaşayan gavurlar ondan çok korkarlarmış. Bir gün dere kenarında dolaşırken, onu sıkıştırmışlar ve kovalaya kovalaya bir mağaraya katmışlar. Çalı çırpı toplayıp mağaranın önüne koymuşlar ve...
AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI – 5 Engelli Kardeşim Bilal Anam 12 çocuk doğurmuş. Beşi farklı nedenlerle ölmüş. Geri kalan yedisi yaşamıştır. İçimizde en talihsiz olanımız on numara olan kardeşim Bilal’dir. Bilal, 1941 doğumludur. Çok güzel bir çocuktu. 6 ay sonra...
AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI – 4 Değirmenciliğin Aile Üzerindeki Etkileri Dağpazarı’ndaki değirmenlerimizin müşterileri Dağpazarı ve Demirkapı köylüleri (Yani kendi akrabalarımız), Güme ve Navdalı köylüleri ile Mut’un değişik köylerinden buralara yaylalamaya gelenlerdi. Yapıntı köylüleri, Silifke’den Tosmurlular ve Küçüközlüler, Mut’tan Palantepeliler ve...
“Acılı bir bayram” bitti. “Acılı bayram mı olur?” diyeniniz olabilir. Oluyor işte. Bizse dönelim işimize. Bizim işimiz kültür sanat, özgürlük, insan hakları, herkesin karnının doyması, sevgi… +++ Peki neden Özgürlük Yolum?.. Çünkü sayısını unuttum Sertavul’daki Özgürlük Yolumla ilgili yazdığım yazıların....
TOROSların tepe yerinde bir köyde, Molla Ömerli köyünde “DURU LAVANTA KÖYÜ”ne gittik. 15 dönüm düzlük alanı çevirmişler, lavanta ekmişler. İçine anıları çoğaltacak tarihi dokudan esintiler koymuşlar. Sıra sıra lavantalar boy vermiş, çiçek açmış. Yel estikçe koku yayıyor. Ormanın kokusu ile...
Sene 1945, babam Mut’un Şanşa Köyü’ne (Gökçetaş) değirmen yapar. Sene 1946, Donğrul Köyü’nde (Tuğrul) Döm Döm Hüseyin ile ortak olur. Sene 1947, Mut’un Palantepe köyüne Durmuş Veli’nin oğlu Mehmet ile ortak değirmen yapar. Sonuncusunun etüdü çok bozuktur. Değirmenin suyu 30...
AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI – 2 DEĞİRMENLER Babam değirmenin borcunu taksitler halinde öder. Değirmene de bakım yapar, yeniler. Ancak ne var ki bir karışıklık zuhur eder. Ortaya bir rakip çıkar. Dedemlerin babama verdikleri yukarı ki değirmenden başka bir değirmenleri daha...
Derginin her sayısında bir köy tanıtıyoruz ya, sıra Barabanlı köyünde. Beş on köylü toplandık, ben sordum onlar söyledi, ben sordum onlar söyledi. Toplu fotoğraflar çektikten sonra sıra geldi köyün fotoğrafını çekmeye. Uygun bir yer bulamadık. “Minareden çek Hocam” dedi birisi....
AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI – 1 Dağpazarı Köyü Ben Ahmet Uysal, nam-ı diğer “Romanyalı Ahmet”. 1937 senesinde Mersin’in Mut ilçesinin Dağpazarı köyünde Mayıs veya Haziran ayında doğmuşum. Zayıf, çelimsiz bir bebekmişim. Anamın sekizinci çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Babamgil o esnada...
AMCAM AHMET UYSAL’IN HATIRALARI GİRİŞ Merhabalar efendim, ben Meryem UYSAL. Mersin’in Mut ilçesinin Dağpazarı Köyü’nde 1962 yılında muhtemelen Mart ayında doğmuşum. Ailemin üçüncü ve en küçük çocuğuyum. Babam Silifke kökenli bir Yörük kabilesi olarak bilinen Kerimbeyoğulları’ndan Sarı Ahmet’in yedi oğlundan...
Babamlar yedi erkek kardeştiler. Büyükten küçüğe doğru sırasıyla isimleri: Ali, Mahmut, Ahmet, Hacı Mehmet, Bilal, Kerim ve Nebi. Bilal amcam çocuk felci dolayısıyla ileri derecede engelli idi. Otuz yaşına kadar yaşadı. Ali ve Mahmut amcam da art arda vefat ettiler....
Kale mahallesindeki okul iki katlıydı Geniş sınıfları ve dışarıdan oldukça dik merdivenleri vardı Hademe odası alt katta, Müdür odası sanırım üst kattaydı 6 yaşım dolunca bir gün babam Elimden tutup beni hastaneye götürdü Sanıyorum okula kayıt için rapor gerekiyordu Ardından...
Bolkar dağlarında , Yüğlük eteklerinde kar boran, boran olur. Kış aylarında lapa, lapa kar yağar. Öbek olur, kürsün olur. Üzerine ayaz yer, donar. Bahar gelince karlar erir, gözlere dolar. Gözelerden aşağılara akar. Aktığı yerlerde AKSIFAT, ya da AKSUFAT Vadisinden Akdeniz...
“Gıtgıtgıdakkk, gıtgıtgıdakkk!..” Karısının daha uyumadığını, sesin de televizyondan geldiğini düşünür bir anda. Gözlerini bir açar ki; ortalık karma karanlık, hanımı uyuyor… “Gız kümesin ağzını yine mi unuttuk?! Tavuk sesi geliyor dışarıdan?” Karısı da uyanır. “Gıtgıtgıdak, gıtgıtgıdak!..” “Hav havhav!..” Çıkarlar dışarıya;...
ÇAYIR GÖZLÜ ADAMA; Çocukluğumda yaşadığım her şey bir oyun gibi gelse de biraz büyüyünce oyuncaklarıma dokunamayacağımı anladığımda ilk kez acıyla tanıştığımın farkına vardım. Daha ilkokul dördüncü sınıftaydım. Tam oyun çağındayken babamın ölümünü kabullenmediğim gibi onun hala geleceğine inanıyordum. Hatta öğretmenimiz...
Çalışma hayatına başladığım yıllarda mühendis ağabeylerimiz 10195 sayılı yasadan sıkça söz ederlerdi. 1970 yılı öncesinde kamu mühendisleri 10195 sayılı yasa kapsamında yevmiyeli olarak çalışır ve tatminkâr bir maaş alırlarmış. Sohbetlerde “Bir maaşımızla şu kadar çeyrek altın alırdık, hadi gidelim Gençlik...
Mut’a taşındığımızda Değirmen henüz tamamlanmamıştı Konya’dan içinin aletleri bekleniyordu Bir süre sonra onlar gelince; O zaman da nöbetçi (müşteri) gerekiyordu O sıralar ilan, reklam şirketi yok Mut’ta tabi Henüz 27 yaşında annem üstlenir o işi Deveci yolundan başladı önce Yola...
“Bir ‘geleceğim’ , yüz ‘inşallah gelirim’den kesindir.” İlna Nazil +++ “Zeytinle turşuyu komşuda yiyeceksin arkadaş!” Musa Kahrıman +++ “Bizim köyün eskiden 500’ün üzerinde nüfusu vardı. Bir cami yetiyordu. Hatta camisi olmayan yakın köylerden bile cuma ve bayram namazları için gelenler...
1990’lı yıllarda dost olduğum Fethiye’den Seka’lı dostum Ali Talaş ilk kitabı olan HER TELDEN ŞİİRLER kitabını Mersin Kitap Fuarına katılan arkadaşları aracılığı ile bana göndermişti. Kitap elime ancak geçen hafta geçti. Bir çırpıda okudum. Onun Fethiye, Burdur ve İstanbul Boğaziçi...
Bunlar, son günlerde arka arkaya okuduğum iki kitap adı. Yazarı da Mustafa Topaloğlu. Mustafa Topaloğlu’yla tanışmam, (yüz yüze değil daha) benim son kitabım Nöbetçi Maydonoz’la oldu. Kitapla ve içindeki bir öyküyle ilgili birer yazısıyla. Arkasından bana bu iki kitabını gönderdi,...
29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildiğinde halkın kendi kendini yönetmesi demokrasi ülküsü düşünülerek çağdaş bir yönetim şekli ortaya çıkmıştı. O yıllarda bir eksiklik vardı. Ümmet ülküsü dikkate alınmadı. Onun için serbest fıkra ve sonrası demokrasi yaşamında çok partili siyaset...
Evet…. İnsanız; sevinçlerle ve hüzünlerle doluyuz. Bir günlük, bir mevsimlik, birkaç yıllık yolcular değiliz hiçbirimiz. Yaşam bu… İnsanız; hep yolcuyuz; yolumuz duraklarla dolu, kimi durak coşkulu, kimi durak hüzünlü. Yolumuz ileri, ileri, daha da ileri… İnsanız; yalnızca kendimiz için değiliz,...
Bugün 27 Mayıs. 63 yıl geçmiş aradan. Aradan geçen bu süre içinde, 1961 Anayasası hep tartışılmış. Bol gelmiş, dar gelmiş. Ama bilinen bir olay var ki; hala o anayasa bu günkü anaysa dan daha çağdaş. Kim ne derse desin. 1961...
“Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni .” 108 yıl sonra Çanakkale sırtlarında bir kez daha vurulduk. Yedi düvel bir araya gelmiş. Ülkeyi paylaşmak için yola çıkmışlar. Çanakkale geçilecek, İstanbul işgal edilecek. ,İngiliz, Fransız, İtalya sı, İstanbul üzerinden Rusya...